..




Yaşamınızda öz güven ile ego arasındaki farkı oluşturan hangi özelliklerinizdir ?

Yazar Rumuzu: aksu1945
Eser Sıra Numarası: 170218eser13


                                                                      UMMANDA BİR KATRE

  Ayrıntı nedir? Bir bütünün önemce ikinci derece öğelerinden her biridir. ‘’Olay detaylarda saklıdır.’’ der tüm kült dedektiflik hikâyeleri. Fakat bunu kendinize indirgeyebileceğinizi düşündünüz mü? Kendinizi tanımanın da yegâne yoludur ayrıntılar. Aynı zamanda karşınızdakini de. Çünkü ayrıntıları elinizde tutamazsınız. Gülerken sallamaktan kaçınamadığınız bacaklarınız, köküne kadar yenmiş tırnak ve etleri, konuşmayı tercih etmediğiniz bir anda bir girdaba tutulurcasına çatlak sıvalı duvarı izleyen gözlerinizdir gerçek.

  Yaşam titiz bir büyüteçle kendini incelemek olmalıdır bir ömür süresince.  Başı ya da sonu olmamalıdır. Kendinde bulduklarını anlamlandırmamalıdır insan. At gözlüğüyle bakmamalıdır yalınlığa. Çünkü bu süreçte görüp, özümsedikleridir onu büyütecek olan. O billur camda gördüğünüz dokular, hücreler, tane ve zerrecikler yıllara bedeldir taşıdıklarıyla. Misal çokça barındırdığımız genler. Kendilerinden çok büyük şeylerin elçileridirler. Binlerce yıllık evrim, adaptasyon sürecini anlatırlar size -Hoş onlar da farkında değillerdir bunun, yalnız taşıyıcılardır. Bizim ceddimizle olan ilişkimiz gibi. Onlar değiliz, yalnızca onlardan gelip bilinmeze gideriz- Genlerinin anlattıklarına kulak verme işidir beni, seni, onu büyüten. Zerreye dönersin çünkü dinlerken. Parçası olduğun ezeli ve ebedi varoluş ve yok oluş mücadelesini tasavvur edersin gözünde, yine de bütünün tırnağına ulaşamazsın.

  Bu zamanlarda anlarsın, tarih sahnesindeki bireysel önemini, tabiri caizse hiçliğini ve hiçliğinin değersizliğini. Bu dünyada kalıcı tek bir iz bırakamayacağını anlarsın, vücudunun toprağa karışacağını, belki bir başka canlının azığı, yaşam savaşı olacağını. Eşkıya gibi belki bir çiçeğin özüne konan arı olacağını, varlığının eninde sonunda savrulup giden bir uğraş haline döneceğini, her varlığın binlerce yaşam ve buna müteakip binlerce ölüm getirdiğini, ama kimsenin yok olamadığını idrak edeceksin.  Çünkü bu dipsiz, bucaksız, zamansız, yersiz, yurtsuz hayatın bir çıkış noktası yok. Eğer bir çıkış mümkünse bile elde edilecek tek şey hiçliktir.

  Bu anlayışa varan insan artık bilinçlidir kendisi ve evrenle ilişkisi hususunda. Hiçbir kalıcı farkın olmadığını sırf bu yüzden de egoistliğin abesliğini, yozlaştırıcılığını ve egonun bu bilince varmamış kişi işi olduğunu. Bu kimse hayatın, yüzeysel farklılıkların, özsel benzerliklerin öneminin bilincindedir. Bir zamanlar engin ummanlarda bir katre, akıp giden rüzgârlarda toz zerreciği, bereketli boz topraklarda bir filiz herkes olmuştu fakat bu zat bunları hatırlayandır. Hayyam hiçbir zaman unutmayanlardandı. Hatta yalnız kendi değil diğer insanların şimdilerini, öncelerini de görürdü. Demişti ki: ‘’Şu testi de benim gibi biriydi, o da bir güzele vurgun dertliydi. Kim bilir belki boynundaki kulp da bir sevgilinin bembeyaz eliydi.’’



önceki eser / sonraki eser