..




Yaşamınızda öz güven ile ego arasındaki farkı oluşturan hangi özelliklerinizdir ?

Yazar Rumuzu: azizcan1234
Eser Sıra Numarası: 170202eser01


AŞAĞILIK KOMPLEKSLİ BİR EGOİST OLMA EŞİĞİ

   Ego, sahip olunması kişinin kendi tercihine bağlı olan bir kavram değildir. Benliğinin bilincinde olan her canlı için öncelik kendi çıkarlarında ve kendi duygularındadır. Kimi zaman bu özellik insanın doğruyu seçmesinde hatta hayatta kalmasında büyük rol oynar. Bu yüzden ego bir kusur veya iyi bir insan olabilmek için törpülenmesi gereken basit zaaflardan değildir.

  Özgüven: “Keşke sahip olsam.” denilendir. İnsanın doğumuyla beraber edindiği bir özellik değildir. Bol bol pratik ve tam kararında ego gerektirir. Kimileri farkında bile olmadan özgüveni depo eder. Bu kimseler için özgüven edinim süreci oldukça sancısız geçer. Toplum içinde ne kadar göze çarptıklarını; hareket ederken, konuşurken ne kadar rahat olduklarını fark etmezler bile. Bu insanlar ayak bastıkları her karış toprağa sahipmişçesine yürürler. Tüm hayatları boyunca bunun için çalışmışlardır çünkü,  bilincinde olmasalar bile.
     
  Özgüven herkesin aradığı cazibedir. Öyle çekicidir ki hayran bırakır hatta baş döndürür. Özgüven yeterli olduğu zaman konuşmak, derdini anlatmak hiçbir zaman problem teşkil etmez; çünkü kalabalığa hitap etmek özgüvenli insan için çok basit ve rahat bir iş olacağı gibi dinleyici kitlesini bulmak ve bir arada tutmak da o kadar rahat olacaktır. Özgüvenli bireyler arkadaş edinirken, kendilerini tanıtırken, duygu ve düşüncelerini ifade ederken sorun yaşamazlar. Tüm bunları yaparken de olabildikleri kadar doğaldırlar çünkü benlikleri zaten budur. Kabul edilmek için rol yapmaya ihtiyaç duymazlar; rahatlıkla rol de yapabilirler ama ihtiyaçları yoktur.

  Özgüvenle dolup taşan insanların yanında bir de bu nitelikten hiç nasibini alamayanlar vardır. Bu kesim için hayat karşıtlarına göre çok daha zordur; çünkü özgüven eksikliği yaralayıcıdır. Özgüvensizlik, taraflı bir açıdan bakılırsa tamamlanmamış olmak demektir; hatta bu değere sahip olamayan insanlar toplumun nazarında eksik insan konumundadır. “Eksik İnsan” etiketini üzerinden sökemeyenler hayalet gibi arka sıralarda, kimse oturmadığı için yarısı her zaman soğuk banklarda, tek kişilik masalarda çaresizce süzülürler; çünkü sosyalleşmenin fikri bile anksiyete sebebidir. Yeni insanlarla tanışmak özgüvensiz bireyler için bir sınavdır. Söyledikleri her şeyi ölçüp tartma gereği duyarlar. Aldıkları tepkiler bekledikleri gibi değilse bu basit etkileşimin büyük bir hata olduğunu düşünür, bu durumdan utanç duyarlar. Kalabalığın içinde kolay seçilebilseler de dikkat çekemezler; herkes bakar ama kimse göremez. Oldukları gibi kabul edilmeyeceklerinden çekinir ve kabuklarından mümkün olduğu kadar az çıkarlar.

  Özgüven olmadan ise egoyla başa çıkmak imkânsızdır. Var olduğuna inanılan birçok karakteristik özellik kendini ifade edemeyen kişi tarafından istemsiz bir şekilde saklanır. Zaman içerisinde edinilen ya da keşfedilen kişisel beceri ve yetenekler sergilenemediği için gün yüzü görmeden körelir gider; ortaya çıktıkları takdirde bile eğreti durur, gereğinden fazla eleştirilir ve hak ettikleri değeri bulamazlar. Bu sürecin en can alıcı tarafı şudur: Toplum tarafından yeteneksiz ve karakteristik olarak zayıf olduğuna inandırılan özgüvensiz kişinin tüm bunların üzerine acımasızca “Egoist” damgası yemesidir. Aşağılık kompleksli bir egoist olma eşiği tam olarak budur; bu eşiği geçtikten sonra geriye dönüş mümkün değildir.

  Aşağılık kompleksli bir egoist için yapacak pek bir şey yoktur. Cenaze namazı kılındıktan sonra üzerine gönül rahatlığıyla toprak atılabilir; Fakat cemaatin hakkını helal etmeden önce bir saniye durup şöyle düşünmesi gerekir: “Bu adam neden gömülüyor, suçu neydi, ne yaptı?”.Bana göre sorun “ne yaptığı” değil “ne yapamadığı”’dır.  Yapamadığı: “Bakın bu benim, bunlar da benim hünerlerim ve erdemlerim.” diyebilmektir sadece.