..




Yaşamınızda öz güven ile ego arasındaki farkı oluşturan hangi özelliklerinizdir ?

Yazar Rumuzu: betü2001
Eser Sıra Numarası: 170123eser01

                                                                             SINIR

   Özgüvenim ile egomu ayıran ince bir çizgi var. Çektiğim çizginin bir tarafı özgüven iken bir diğer tarafı egodan oluşmaktadır. Fakat bu çizgiyi doğru biçimde çekmek deneyim gerektirmektedir. Şöyle düşünmek gerekir ise, dalında sallanan bir yaprak yukarıda olduğu için böbürlenir ve yere düşeceğini aklına getirmezse bu kendini beğenmişliktir ancak dalında savrulabildiği ve sıkı sıkıya oraya tutunabildiği için kendisine güvenmişse bu özgüvendir. Asıl mesele yaprağın yere düştüğü andır. Yukarıda olmadığını anladığı vakit tecrübe edinmiştir. Ders çıkarıp yaşamına devam etmeye çalışsada yere düştüğü için hep üzülecektir ancak rüzgar yardımcı olursa tekrardan havalanıp gökyüzüne uçabilir, bunun için yaprağın savrulması gerekir.Dalına tutunan yaprak kendine güvendiği için düşerken kendinden emin bir şekilde başı dik düşecektir. O rüzgardasavrulmayı tutunduğu dalı gibi sevecektir…

  Ben sahip olduğum şeyleri böbürlenerek anlatmak yerine elimde olanı başarıya ulaşmak için bir silah gibi hedefime tutarım. Ne tutunduğum dalı unuturum ne de savrulduğum rüzgarı, elimde olanı ve bir zamanlar elimde olan şeylerin kıymetini bilirim.

 Dengede tuttuğum iki taraftan biri diğerine üstünlük taslayamazdı. Buradaki dengeyi dikkatli oluşum sağlıyordu.Ego ve özgüven birbirleriyle dost lakin bir o kadarda zıt kelimelerdi.Biri kilit biri anahtardı. İş anahtarı nasıl kullanacağımızdaydı. Kilit noktası anahtar ile çözüme kavuşur iken anahtarda bir sorun çözmek için kilit noktasını arardı. Kilit kendini beğenip sır gibi saklansada anahtar daima onun duvarlarını yıkarak kilidini kırabilecekti.

İnsanları severdim, gözbebeklerine uzun uzun bakarken. O gözlerden geçip kafasının içine ulaşabilirdim. Orada seyre dalıp düşüncelerinde ip atlamayı ve körebe oynamayı severdim…
  
Benim bu dost ve zıt kelimelerden ayrılan yanım, tarafsız ve dürüst olmamdı. Bir tarafda yaprağa üzülürken diğer taraftaki yaprağa sıkı tutunması için tezahürat ederdim. Bu iki kelimeden ayrıldığım nokta kilit noktamdı. Bu zıt kelimelerden ayrılan yanım o çektiğim ince çizgiden ibaretti.

Güle su vermekten daha çok toprağa gül tohumu serpmeyi sevdim ben. Büyütmeyi değil yaşatmayı istedim. Hal böyleyken ne çok beğenmişlik edebildim nede güvenebildim. Çok sevgi besledim ve çok sevdim. Burada yavaşca o çizgiyi ayırdım çünkü;
Ne bir önemi kalmıştı nede bir kuralı!

Çünkü sevgi;

Kendimide sevdirmeyi öğretti, başkalarınıda sevdirmeyi öğretti.Ama kendimi beğenmişlik ettirmeyi lügatımda yer edindirmedi. Sadece sevmeyi öğretti ve herşey kendi kendine yerinide haddinide bildi.