..




Yaşamınızda öz güven ile ego arasındaki farkı oluşturan hangi özelliklerinizdir ?

Yazar Rumuzu: buğdaybaşağı2020
Eser Sıra Numarası: 170213eser02


                                                          EGOLARINIZLA VEDALAŞIN

   Kişinin kendine verilen bir görevi yapabileceğine inanması, kendine olan güvenin anahtarıdır. İnanç gibi bir değerin anahtarına sahip olduğumuz sürece açamayacağımız hiçbir kapı bulunmaz.

   İlkokul yıllarındaydık ve dördüncü sınıfa gidiyorduk. Bir gün öğretmenimiz, Türkçe dersinde bizden şiir yazmamızı istedi. On  güzel şiir yazana şiir defteri hediye edeceğini söyledi. O güne kadar benim ve arkadaşlarımın şiir yazmakla uzaktan yakından hiçbir alakası yoktu. Ne yazabilirdik? Bir fikri olan da yoktu. Ama ortada şiir defteri gibi bir ödül vardı. Bu ödül, on yaşındaki çocuklar için inanılmaz bir hediyeydi. Herkes şaşkınca birbirine bakarken ben, o dakika kararımı vermiştim. Öğretmenime; büyük bir öz güvenle, ‘Ben yazarım.’ dedim. İşte o gün, öğretmenimin teşvikiyle ilk şiirimi yazdım. Bir, iki, üç derken onuncu günün sonunda benim için anlamı çok büyük olan hediyeyi almıştım. O gün bu gündür duygularımı, düşüncelerimi, hayallerimi ve hüzünlerimi elimdeki kalemle kağıda döküyorum. Yazmak, bir şeyler ortaya çıkarmak öyle bir duygu ki bunu ancak yaşayanlar bilir. Yine o yaşlarda, yazdığım şiirlerle katıldığım pek çok yarışmada dereceler aldım. İlçe geneli yarışmalarında birincilik, il geneli yarışmalarda birincilik, ikincilik ve üçüncülük… Aldığım bu dereceler kendime olan güvenimi artırırken beni hiç şımartmadı. Benim; ben, derecelik bir öğrenciyim gibi egolarım hiç olmadı. Aksine pek çok arkadaşım ve ne yazık ki bazı öğretmenlerim, yazdıklarımı başkalarının kaleme aldığını düşündü. Beni en çok yaralayan ve yazma hevesimi kıran da bu düşünceler oldu.

   İlköğretimde yaklaşık bin kişilik bir okulda eğitim görüyordum. Öğretmenlerimin bana yazmamı ve katılmamı istediği her yarışmada derece alıyordum. Buna rağmen sırf öğretmen çocuğu değil de basit bir ev hanımı ile esnaf bir babanın çocuğu olduğum için bu dereceleri bana yakıştıramıyorlardı. Özellikle Türkçe öğretmenim, başarılarımla hiç gurur duymadı. Gurur duymayı bir kenara bırakın, neredeyse öğrencisi olduğum için benden utanıyordu. Sırf egosundan dolayı bana not verirken elleri titriyordu. O zamanlar beni sevmediğini biliyor ve buna çok üzülüyordum. Şimdi ise ona teşekkür bile edebilirim. Onun bana karşı olan tavır ve davranışları beni yıldırmadığı gibi daha da hırslandırdı. Onun ve onun gibi düşünenlerin bakış açıları beni yaralasa da yazmaktan hiç vazgeçmedim. Bu konuda, beni en çok destekleyen annem oldu. Başkalarının ne söylediğinin, ne düşündüğünün önemi olmadığını söyledi bana. Herkesin şiir yazamayacağını, meyve veren ağacın her zaman taşlanacağını söyledi. Eğitimci bir insanın, bir çocuğun kuracağı cümle ile yetişkin birinin kuracağı cümleyi ayırt edememesinin onların ayıbı olduğunu söyledi. Düşününce annemin haklı olduğuna karar verdim ve yazmaya devam ettim. Başkalarının güvenimi, onurumu kırmasına izin vermedim.

   Hakkımda söylenen her şeye kulak tıkadım ve yazdım. Sayısını bilemediğim kadar çok yarışmaya katıldım. Ve… bir gün mucize gibi bir şey oldu. Ortaokulu bitirmeme sayılı günler kala katıldığım bir şiir yarışmasında, Gençler Kategorisinde Türkiye Birinciliği aldım. İşte o gün, öz güvenimin tavan yaptığı gündü. İnsanın isteyip de başaramayacağı hiçbir şey yoktu. Her şeye rağmen, herkese inat aldığım bu birincilik, hayatımın dönüm noktası oldu. Beni eleştirenlerin egoları, ayaklar altında çiğnendi. Tebrik ettiler mi,  derseniz maalesef… O centilmenliği pek çoğu yapmadı, yapamadı.

  Demem odur ki, bir insan bir şeyler yapmaya çalışırken kimse onun güvenini kırmasın. Egolarınızla vedalaşın ve karşınızdakine, ‘Bu işi yapabilirsin.’ deyin. Emin olun hiçbir şey kaybetmezsiniz. Çünkü herkesin ilgi alanı çok farklı. Başkasının yaptığı başka bir işi de ben yapamayabilirim. Benim yapamadığımı yapanın elini öpmesini de bilirim.

   Peki, sonrasında ne oldu,   dediğinizi duyar gibiyim. Bu yıl on birinci sınıfa gidiyorum. Geçtiğimiz iki yılda gördüğüm, duyduğum her yarışmaya katıldım. Sadece şiir değil; öykü, hikaye ve kompozisyon yarışmalarına da katıldım. Hatta bu yaz, derece aldığım bir öyküm kitaplaştı. Varın yazmanın mutluluğunu siz düşünün. On altı yaşında bir genç için bundan daha büyük bir mutluluk olabilir mi? Kitaplaşan öykümün haricinde, Türkiye Geneli onlarca derece aldım. Aldığım her derece, ‘Yazmaya devam etmelisin.’ diyordu. Ben de öyle yapıyorum. Çünkü yazmak, benim en büyük mutluluğum.

   Konu ne olursa olsun kimsenin sizi kırmasına, incitmesine, güveninizi yerle bir etmesine izin vermeyin. Benim öz güvenimi yıkmaya çalışan egosu yüksek insanlar bunu başaramadı. En azından ben, buna izin vermedim. Sizin hayalleriniz her şeyden önemli. Siz, hayatınızı öz güveninizle, başarmanın mutluluğu ile yaşamaya devam edin. Asla büyüklenmeyin ve asla kibirlenmeyin. Sizi zedelemeye çalışanlara da asla taviz vermeyin. Zira onların gönül testileri kırık olduğu için sizin başarılarınızın mutluluğu ile o kırık testiyi asla dolduramazlar.

  Her şeye rağmen, her şeye inat öz güveniniz her zaman sağlam temeller üzerinde olsun ki egolar enkaz altından çıkamasın. İnanç anahtarının her kapıyı açtığını da hep aklınızda tutun. Zira öz güvenin olduğu yerde başkalarının egoları bu güveni asla yıkamaz.