..




Yaşamınızda öz güven ile ego arasındaki farkı oluşturan hangi özelliklerinizdir ?

Yazar Rumuzu: çağdaş1234
Eser Sıra Numarası: 170218eser26


                                                                           EGO VE ÖZGÜVEN
    
  Ego, çağımızdaki çoğu insanın, istemli ya da istemsiz olarak çevresine göstermiş olduğu mimik, söz ve davranışların bütününe denir. Kimi insan tarafından  “normal”, kimi insan tarafından “anormal” olarak karşılanan öznel yargılardır.
      
  Peki, benim kendi kişiliğimle alakalı ‘’egom ve özgüvenim’’ hakkında bilgim ne kadar? Öncelikle bu satırı okumaya başlarken ‘’Ben zaten ego sahibi bir insan değilim.’’cümlesi içinizden anlık bir şekilde geçtiyse ortada ciddi bir problem olabilir. Bu yüzden yazımı dikkatli bir şekilde okumanızı tavsiye ederim. Ben de herkeste olduğu gibi bir yarışmayı kazandığımda veya çok önemli bir başarı elde ettiğimde bu başarımın meyvesini rakiplerimle paylaşmayı seven bir kişiliğe sahibim.  Peki bunun “ego” ile alakası var mıdır? Anlatayım. Başarı elmamı rakiplerime dilim dilim dağıtırken “güler yüz” ve “Büyük dilimi ben alacağım. Ama  elmada sizin de hakkınız var,  sadece ben yememeliyim.” diyerek dağıtırsam, hep birlikte baldan daha tatlı bir şekilde yeriz. Amma ve lakin, dilimleri surat asarak, ezici bakışlar atarak ya da ‘’Büyük dilimi ben hak ettim. Size ufak dilim vereceğim.” gibi cümleler ve mimikler oluşturarak  dağıtırsam, rakibim ne elmamı yer ne de suratıma bakar. Eminim iki cümle arasındaki farkı anlamışsınızdır.
      
  İnsanlar kendilerini ifade etme şekline göre tanınırlar. İşte bu yüzden kendimizi ifade etmeye, kalp kırmamaya, karşımızdakini aşağılamamaya ve güler yüzlü bir insan olmaya özen göstermeliyiz. Yenilgi karşısında alçak gönüllü, zafer karşısında bonkör olmalıyız. Ben her zaman bu yolu izleyen bir insan olmuşumdur. Hatta başarı meyvemi çoğu zaman rakiplerimle kendime eşit dağıtmışımdır. Zafer veya yenilgi karşısında rakibimi gönülden tebrik etmeyi hiç aksatmamışımdır (Ara sıra dalgınlığıma gelip aksatmış olabilirim tabii ki.).Sonuç olarak egoist olduğumu pek düşünmüyorum.
      
  Gelelim, “özgüven” nasıldır? ve ben “özgüven” sahibi miyim?  Başarıyı elde etmek için “inanmak”  gerekir. İnanmak da başarmanın yarısıdır diyebiliriz. Ben bir planlama yaparken öncelikle elimde olan imkanlara bakarım. Eğer elimde imkanım varsa beni hiç kimse tutamaz. “Bu işi başaracağım. Bu masadan kalkmıyorum.” derim ve icraata başlarım. Peki ben bu cümleyi nasıl kuruyorum? İşin sonunu garanti bildiğim için mi? Yoksa işin sonunu bir insandan öğrendiğim için mi? Hayır! “İnanıyorum!” ve “Özgüven sahibiyim!” dediğim için. Peki ben imkanımın yetmediği işleri nasıl başarırım?  İşte tam bu noktada devreye özgüvenin bir dalı olduğunu düşündüğüm ‘’umut’’ giriyor. Madem ki elimizde yeterli imkan yok “Amaan zaten imkanım yok bunu yapmayayım. Geçsin  gitsin!” dersem, özgüvenimi  kaybetmiş olurum. Böyle durumlarda hemen umudumu devreye sokmalıyım. “Ya arkadaş, bu işi başarmam biraz zor, evet. Ama Allah benim rakibime de iki el, iki göz ve iki ayak vermiş, e benimde iki elim, iki gözüm ve iki ayağım var. Rakibimden neyim eksik? Neden yapamayayım? Başaracağım!” dediğimiz zaman içimizdeki ufak kıvılcımı ateşleyeceğiz. İşte püf nokta da budur: “Kıvılcımı ateşlemek.” İçinizdeki başarı kıvılcımını ateşlediğiniz zaman hiç olmadığı kadar hırslı ve azimli olacaksınız…  
     
  Size bunları anlatıyorum ama çoğu zaman kendimde uygulayamıyorum. Ve açık konuşmak gerekirse siz de bu yazıyı bir köşeye kaldırdıktan sonra eski hayatınıza geri döneceksiniz. İstediğimiz kadar kişisel başarı kitapları okuyalım, psikologlara gidelim veya planlar yapalım; “icraat” olmadığı sürece kafamızdaki “ben”i yaşamaya devam edeceğiz. Acı ama gerçek olan budur. Veya  planlarımız ve hedeflerimiz tesadüfen gerçekleşecek ve “Başardım!” diyerek kendimizi kandıracağız… Ne kadar kötü bir durum. İşte bu yüzden özgüvenin en önemli parçalarından bir tanesi de “icraat”tır. Eğer bu olmazsa kendimize yalan söylemiş bir kişilik olarak hayatımıza devam edeceğiz…

  Yazımda sana destek olabilecek hayattaki örneklerimden faydalanmaya çalıştım. Umarım kafandaki düşünceleri biraz daha olsun hafifletmişimdir. Yani değerli okurum; elmanı gönülden ikram et, hedefini icraata geçir!