..




Yaşamınızda öz güven ile ego arasındaki farkı oluşturan hangi özelliklerinizdir ?

Yazar Rumuzu: cimcime0909
Eser Sıra Numarası: 170215eser03



                                                          HAYATIMDAKİ TUZ DENGESİ

  Özgüven ve ego. Bu iki kavram birbirinden çok farklı olmasına rağmen birbirlerinden çok da uzak değiller. Yani sağ ve sol şerit gibiler. İnce bir çizgi ayırıyor onları. Bu ince çizginin bir şeridi kendinizi bulup özgüven sahibi biri olarak anılmanızı sağlayabilirken çizgiye aşıp diğer şeride geçtiğinizde kaza yapıp egoist de olabilirsiniz.
            
  Özgüven ve ego arasındaki fark hem çok belirgin hem de bir o kadar çok belirsizdir. Bu belirsizlik de kişiden kişiye değişir. Belki insanın özgüven diye adlandırdığı ego veya ego diye adlandırdığı özgüvendir, bilemem. Ama yaşamımda ben bu iki kavram arasındaki sınırın belirsizliğini  “tuz” dengesine benzetirim. Yemek tuzsuz da yenmez çok tuzlu da. Benim tuzlu dediğim bir başkasına tuzsuz gelebilir . Nasıl hayatta kullandığımız tuz miktarı damak tadımız hakkında bilgi veriyorsa davranışlarımızdaki “tuz ” dengesi de insanlar hakkında bilgi veriyor yaşamımda ve kişiliğimi şekillendiriyor. Diğer şeride geçmem veya çok tuzlu yemem bana uyarı gelmesine neden oluyor. Vücudum su isterken benliğim tevazu istiyor. Şahsen fark etmesem de (sanırım kaza olmadığından) karşı şeride geçmişliğim vardır.
            
  Her insanda özgüven olmalıdır ve bu çok doğaldır. Ama bazen bizim yüksek özgüven veya kabarık özgüven adı altında yaptığımız davranışlar diğer insanlara egoistçe gelir. Bunun nedeni  (benim görüşüme göre ) ya insanların ölçülerine göre “tuz”lu seviyorsunuzdur ya da ( daha önceden bahsettiğim gibi ) özgüven ve ego arasındaki belirsizliktir. Ve çevremizden böyle zamanlarda uyarılar  gelir. Örneğin süt kabarmaya başladığında taşma zamanının yaklaştığını anlarız. Ama ne zaman taşacağını bilemeyiz. İşte bu bilinmezlik, sütü zamanında kurtarabilmemizi de sağlayabilir, sütü taşırmamızı da.  İstediğimiz sütü elde de edebiliriz (yani özgüven sahibi biri olabiliriz ) veya sütsüz de kalabiliriz ( egoist biri de olabiliriz ) . Günlük hayatta da kabarmayı sezdiğimizde önlem almalıyız. Çünkü kabarma sınıra yaklaştığımızı gösterir. Kabarık ( veya yüksek ) özgüven insanların ölçütlerinin farklılık gösterdiği yerdedir. Size göre ego değildir ama diğerlerinin ölçütlerine göre egodur. Yani belirsiz sınırı aşmışsınızdır ve bununla da kalmayıp egoist oluvermişsinizdir onların tuz dengesine göre.
            
  Egonun tanımı bazen “fazla özgüven” diye yapılır. Bence bu yanlıştır. Nasıl sıcak ve soğuk su akıntıları birbirine çok yakın gibi göründüğü halde aralarında çok büyük bir sınır varsa özgüven ve egonun arasında da böyle bir sınır vardır. Akıntıların arasındaki sınırı duyumuz belirler, özgüven ve ego arasındaki sınırı da “tuz” dengesi. Ve bu sınır çok belirsizdir fakat birbirlerini tanımlamak için kullanılamazlar.
                 
  Özgüven, kişinin kendini bilip ona göre yapabileceğine inanmasıdır. Ego ise, kişinin sadece kendisinin her şeyi (kişilik özellikleriyle alâkasız bile olsa) yapabileceğine inanmasıdır. Özgüvenli insana göre başkaları da (yeteneği varsa) başarabilir ama egoist birine göre bu mümkün değildir. Zaten mümkün olsa bile kabul etmez . Başkasının başardığını başarı saymaz egoist çünkü kendi hayatında başarıyı “ benim yaptıklarım ” başarısızlığı da “benim yapmadıklarım” diye nitelendirmiştir. Dikkatinizi çekmek isterim çünkü “benim yapamadığım ”  diye değil “ benim yapmadıklarım ” diye nitelendirmiştir. Çünkü egoist biri eğer isterse yapabilir her şeyi. İşte bu yüzden yaşamımdaki insanların “ tuz “ seviyesini onları tanıdığım ölçüde yapıyorum. İnsanlar da beni kendi ölçülerine göre egoist diye tanımlayabilir. Ama bu benim “tuz“lu sevdiğimi ya da karşı şeritte olduğumu göstermez. Zaten küçük egolar ile büyük özgüvenlerin arasındaki sınır çok belirsiz yaşamımda. Ve bu sınırın az aşağısını veya biraz yukarısını ayırt etmek çok da kolay değil.            
  
  Özetle ne karşı şerit ne süt ne de akıntı. Benim yaşamımda özgüven ve ego arasındaki farkı oluşturan şey “tuz dengesi“dir. Ve en sevdiğim özelliklerimin arasında bu “tuz ” dengesini kurabilmem bu farkı fark edebilmem vardır.