..




Yaşamınızda öz güven ile ego arasındaki farkı oluşturan hangi özelliklerinizdir ?

Yazar Rumuzu: deniz1234
Eser Sıra Numarası: 170216eser04


                                                            HAYATIN BASAMAKLARI

  Her zaman çalışan insanla çalışıyormuş gibi görünen arasında bir fark olması gerektiğini düşünmüşümdür. Bu, hayatın adaletsizliği içindeki adaleti bir yerden koparmaya çalışmakla neredeyse eş değerdir. Bu tür insanların hayata bakış açılarını veya emellerini anlamak o kadar da zor değildir. Hatta çerçevenin gerisinden bakıp incelediğinizde onları kolayca bulabildiğinizi dahi fark edeceksiniz. El kol hareketlerinden duruşlarına kadar ‘‘Ben buradayım!’’ diyen edalarından tutun, ortama girdiklerinde insanlara karşı kullandıkları cümlelere kadar ‘’Ben farklıyım, ben özelim!’’ diyerek bağırdıklarını göreceksinizdir.

  Peki ya özgüvenli insanlar ne yapar dersiniz? Hayatta da her şey ikiye ayrılmamış mıdır zaten? İyi ve kötü, doğru ve yanlış, haklı ve haksız… Bu da böyledir işte. Doğrusunu söylemek gerekirse, şu ana kadar hayatında iş olsun, eğitim olsun, aile ortamı olsun başarılı ve mutlu olduğunu gördüğüm insanlardan hiçbirinin başardıkları şeyler konusunda böbürlendiklerini veya insanlara üstten baktığını bir kez bile görmemişimdir. Faydalı insanlar, kendilerine faydalı olmanın yanı sıra insanlara da bunu sunmak konusunda sorun yaşamayanlardır. Özgüvenli insanlar da işte tam olarak buna sahiptir: gerçek bilgi, gerçek düşünceler ve gerçek bir kişilik. Egosu yüksek insanlar kendi kazdıkları kuyunun ne kadar derin ne kadar harika olduğundan bahsederken özgüveni yüksek insanlar kuyudan çoktan içme suyunu çıkarır ve bunu diğerleriyle de paylaşır.

  ‘’Hayat kısa, kendimizi sevmemiz gerek!’’ Fakat sormak isterim, bu sevgi hayatınızın tamamında sizi kontrol edecek kadar güçlü mü olmalı? Bu sevgi, tamamıyla eşit olarak doğduğumuz bu dünya aleminde sizi esir mi almalı? Toplumun üzerine sinmiş yanlış algılardan biri de, bir konuda diğerlerine göre daha iyi veya daha yatkın olduğunuzda otomatikman hayatın basamaklarında adım atlamış gibi bir yalancı şöhrete kapılmaktır. Oysaki onlar bir basamak daha atladıklarını zannederken geriye düşmekten kendilerini alamazlar. Sonuçta kendisine katkısı kalmadığı müddetçe başkalarına da herhangi bir katkıda bulunamazlar. Bulundukları her konuşma onları geriye çeker, yücelttikleri her özellik insanlarda önemini yitirir ve eskisi gibi aranılan bir şey haline gelmez. Oysaki topluma dönüp baktığımızda onca keşfedilememiş sessiz yetenek vardır ki… Keşfedilememelerinin, ilgi çekmemelerinin en büyük sebebi de onların bulunması gereken yeri kaplayan egosu yüksek insanlardır.

  Asıl başarı, hayat merdivenlerinde tökezlemek yerine istikrarlı fakat sessiz adımlarla ilerlemek, kendilerine olan güvenleri, başkalarına aldırmamaları ve bu yolda kendi kendilerine eşlik etmelerinden geçer. Bazı yetenekli insanların hakkı, kendilerinden daha çok bahsetmemeleri sebebiyle kapılır; ışıklar altındaki altın iskemlelerinin yerini aynı tadı veren laflara sahip kişiler alır. Yaptıkları işi abartmak yerine üzerine yenisini eklemek isteyen insanlar ise bu istikrarlı yoldan asla şaşmazlar. Çünkü onlar çoğu insanın elde ettiğini sanıp aslında asla sahip olamayacağı çok özel bir ışığa sahiptir. Özgüvenli insanlar gerçek hayatı yaşarken egosu yüksek insanlar kendi yalan denizlerinde boğulmaya mahkumdur. İşte bu da hayatından içinden çıkarmaya çalıştığım adaletin ta kendisidir.