..




Yaşamınızda öz güven ile ego arasındaki farkı oluşturan hangi özelliklerinizdir ?

Yazar Rumuzu: esmar1122
Eser Sıra Numarası: 170217eser05


                                                               BİRLİKTELİĞİN YALNIZLIĞI

    …kendi başınayken bile birlikte yaşayabilmek işte, özgüvendendir. Birlikteliklerin içindeyken bile sadece kendisini görmek ise egodur.
     
  Kendisinden on kat üstün bir varlığı yenebileceğini, ya da on kat aciz bir varlığı zaten yenebileceğini düşünmek gibi tuhaf bir kavramdır ego.
     
  Kendisini besin zincirinin en üstünde görmesi insanın, egodur. Birlikte bir yaşama kapı açmaksa özgüvendir. İnsanın koştuğu “Zincir” hiyerarşisini hiçbir hayvan kabul etmez, zira aç köpek balıklarıyla dolu bir okyanusta mahsur kalmışsanız egonuzun yavaşça söndüğünü görürsünüz. Doğanın kabul ettiği tek bir kural vardır ki, bu yargı da hiçbir canlı en üstte değildir ya da diğerinden üstün değildir.  Kural şudur: Güçlü olan yaşar, zayıf olan kaybeder. Koskoca bir ayı, oradan bak iki metre, buradan gör beş metre, minnacık bir kurbağa karşısında yenik düşebilir! Çünkü bu kurbağanın zehri, 150 insanı öldürebilecek kadar güçlüdür. Bir ayı, bu kurbağaya kafa tutmaz. Savaşmaya çalıştığı takdirde, yenileceğini bilmektedir. Dokunduğunda felç kalacağını, hatta öleceğini bildiği halde, bu kurbağayı yenmeye yeltenen tek canlı, ego sahibi insandır. Ego denilen şey, aslında bize yaşam veren özgüvenin tam zıddıdır. İkisi de çok yakın kavramlar gibi değerlendirilirler oysaki… Özgüvenin yitirilmiş olduğu bir hayat düşünün, eğer ismine hayat denirse tabi ki, “sıradan hayat” ismi verilmiş bir zindan değildir de nedir bu? Çünkü, başarabildiğinize inanmanız için, önce başarabileceğinize inanmanız gereklidir. 

  Özgüven kavramı her ne kadar yakalaması zor, koruması daha zor, dengede tutması ise başlı başına bir paradoks olan bir kavram olsa da, korkarak belirtmeliyiz ki bizi aslında biz yapan yegane kavramlardan biridir. Çünkü “beni” değil “bizi” yapar özgüven. Latince ve Eski Yunanca ego εγο  “ben”  anlamına gelen egoyla özgüven arasındaki fark budur işte. Ego sadece ben, özgüven ise biz… Siz ile ben eşittir biz, sen ile o eşittir biz… İnsan egosunda, kendi içinde bile tektir çünkü. Özgüveninde ise, içinde -belki keşfedebildiği, belki hiç tanışamayacak olduğu- farklı manevi akımlarla ve kavramlarla beraberdir çünkü. “Öz”, kişisel güven anlamına gelse bile bu güven türü, insanın içindeki ikinci kişiyle işbirliğini sağlar. Çünkü en basitinden, ailesini hatırlatır bu kavram insana… Özgüvenimizin temeli, ailemizin önünde ilk adımlarımızı attığımızda bize verilen alkışla atılır çünkü. Bu temelin üzerine, hayatımıza iz bırakan her bir insan, yepyeni ve bambaşka bir kat çıkar, o yüzden biz oluruz işte… Bizi biz yapan şey, bakkal amcamızdan dinlediğimiz hayat hikayesidir çünkü… İçimizdeki özgüveni kurmamıza onlarca kişi yardım ettiği bizizdir çünkü… Bu kelimedeki şartlanmışlık, büyük bir yanılgıdan ibarettir, oradaki “öz”, ben anlamına gelmez aslında. Beni ben yapan herkesin özüdür bu kelimenin kökü. Çünkü beni, dinlediğim bir şarkıdaki ritim, her bir ritmin içindeki maneviyat, sözlerindeki anlam ben yaptı… Beni, beni değil, bizi, okuduğumuz 500 sayfalık bir kitaptaki bir cümle biz yaptı… Beni ise, evet, sadece benim o… İşte bu da egodur ki, “ben” çok yalnızdır. Özgüvenin azı, egonun fazlası insanı yakar ve yolar. Çünkü; beni ıssız, yalnız bir adaya koysanız, ben yaşarım. Kusura bakmayın, biz yazmam gerekirdi buraya, ama yalnız kelimesine “biz” eki getirmek ironiktir ya, yazamadım.
       
Hiçbir fani ruh, sadece kendisiyle beraber bir adada yaşayıp gidemez...

  Ve yeniden, egoyla özgüven arasındaki fark budur işte! Çünkü biz, yalnız olan hiçbir cümleye gelemeyecek kadar birlikteyiz. Ben ise, birlikte geçen her cümlede olduğumu düşünecek kadar yalnızım. Çünkü öyle olduğumu düşünmek, yalnızlığımı yok ediyor. Çünkü her “biz” aslında benim… Farkında olmasam da, bu cümle yalnızlığımı yok eden kavramı yok ediyor aslında. Geriye de sadece ben kalıyorum. Ve ben, artık çok yalnızım, “bizimle” beraber kendi başımayım. Ama…