..




Yaşamınızda öz güven ile ego arasındaki farkı oluşturan hangi özelliklerinizdir ?

Yazar Rumuzu: file2000
Eser Sıra Numarası: 170216eser08


                                                                        KENDİN BİLMEK

   Ego hırslarımızın ve ihtiraslarımızın kıskacında kendimizi yüceltme çabasıdır. Kıskançlığımız ise damla damla doldurur bu duyguyu kabımıza.
     
  Egomuzu ego yapan bizizdir aslında. Ders notları yüksek, başarılı bir öğrenci düşünün. Diğer öğrenci arkadaşlarını onun gözünde değersizdir ve o arkadaşlarını  küçümsemekten ve kendini yüceltmekten kendini alamaz. Fakat bir gün,bir sınavdan düşük not alırsa bu onun egosu için bir yıkım olur. Çünkü o da küçümsediği değersiz öğrencilerden biridir artık ve mutsuzluk denizinde çırpınmaktan alamaz kendini. Mutsuzluk denizi, bilinçsizce çoğalttığı egosunun eserleriyle beslenmektedir aslında. Yıkılan egosuyla beslediği nefsidir, özgüveni değil !!!
     
  Hırs, gurur, kıskançlık bir üçgen oluştursa üçgenin içi şüphesiz ego olur. Kimilerinin egosu üçgenin bir köşesine daha yakındır. Egomuz, hırsa yakınsa eğer kelepçe gibi boğar bizi; gurura yakınsa eğer çuvaldız iğnesi gibidir, derine batar yüreğimizde ve kıskançlığa yakınsa eğer içimizi kurtlar kemiriyor gibidir. Hangi köşeye yakın olursa olsun ego bizi zaferlere  götürdüğü  gibi mutsuzluğa da götürür ;  yani biraz da iyi gün dostudur bizim muhteşem egomuz. Anatole France der ki :"Hırs deyip geçmeyin bu dünyada büyük olarak ne yapılırsa onun sayesinde yapılır." Ancak diğer yandan Fenelon diyor ki; "İnsanların hırsı ve tamahı mutlu olamamalarının tek sebebidir. "İşte, bu iki karşıt görüş" Ego bizi zaferlere götürdüğü gibi mutsuzluğa da götürür." sözünün destekçisi olmaktadır.
     
  Biz insanlar var oldukça elbette ki egomuz da bizimle olacaktır. Lakin,biz ihtiraslarımızın kıskacında ezilmemeli hatta onlardan güç almalıyız. Güç almalıyız ki hem Anatole  France'in dediği gibi hırsımızı en güzel şekilde kullanalım ,hem de Fenelon'un dediği gibi mutlu olalım. Unutmamalıyız ki ihtiraslarımızın kıskacıyla oynamak bizim elimizde ! İhtirasımızın kıskacı ise özgüvendir . Özgüven bizim için bir inançtır. İncecik bir köprüde, kızgın dalgalar üzerinde, şiddetli rüzgarlar arasında yürürken karşıya geçebileceğimize inanmak gibi. Lakin özgüvenimiz egoya dönüşürse o rüzgarlar arasından kızgın dalgalara düşeriz. Çünkü egomuz gözlerimizi karartır, kararttığı gibi bizi sağır ve dilsiz de yapar. Bizi insan olmaktan uzaklaştırır. İhtirasımızın kıskacında ezilmemek işte böyle bir şeydir. Yaşamımızda kendimize inanırsak o kıskaçlar bizi güçlendirir ancak kendimize fazlaca inanırsak o kıskaçlarda yavaş yavaş ve acı bir sonla eziliriz.
    
  Yaşamımızda ego ve özgüven arasındaki bu ince çizgiyi ayırmak için "düşünmek “ gerek. Başarmak için elbette inanç gerek ama ihtiraslarımız uğruna bizim dışımızdakileri hiçe sayarak değil! Bu yüzden sağduyulu olmak gerek. Nefsimizi sorgulamak gerek. Yunus’un da dediği gibi kendimizi bilmek gerek.
İlim ilim bilmektir/ İlim kendin bilmektir/ Sen kendin bilmez isen/ Ya nice okumaktır
    
  Kendimizi bilelim ki İNSAN olabilelim. İnsan olabildiğin nokta dengedir. Bu dengeyi kurduğunda özgüven selam durur egoya ; ego saygıyla eğilir özgüven karşısında…