..




Yaşamınızda öz güven ile ego arasındaki farkı oluşturan hangi özelliklerinizdir ?

Yazar Rumuzu: gece0000
Eser Sıra Numarası: 170218eser20


                                                                                          MASKE

  İşte bu beyaz sayfayı açtım yine.Yapabilir miyim,yazabilir miyim demedim kendime.Her zaman yaptığım gibi dedim.Beğenilme korkusu olmadan,hislerimi doğrudan ifade etmek istedim.Şimdi herkes bir beyaz sayfa açtı kendine ve kaleminin bıraktığı izlerle,bir araya gelen harflerle bir anlam ifade etti kendince.Aynı kağıtlardaki farklı düşünceler birini diğerinden ayırdı.İşte hepimiz o kağıtlardan biriyiz ve sadece düşüncelerimizle bile birbirimizden farklıyız.
  
  Kendimden örnek vermek gerekirse bu kompozisyonu yazıyorum ama düşüncelerim birinci olmasam da olur yönünde.Çünkü özgüven kendimize tanıdığımız bi' hata yapma lüksüdür,bi' ne kaybederimkidir ve bu bende var.Ego ise bizlerde olmaması gereken şey."Ben hata yapmam,kaybetmem."Oysa ben kaybedebilirim aslında bakılırsa çoğu zaman kaybettikçe kazanan biriyim.Ama yine de bu yazıyı yazdığında ne kaybedikceksin diye sorsalar cevabım hiçbir şey olur.Peki ya ne kazanıcaksın sorusuna ise çok şey sıralayabilirim.Mesela aklımda yeni bir sayfa daha var,sorgulamak var,zaman geçtiğinde dönüp ne düşünüyormuşum ve zaman içinde neler değişti diye bakabilmek;kendimi kendime ifade edebilmek var.Çünkü ben ve siz -hepimiz- her zaman en iyisi olmak zorunda değiliz.Egolu olmak kazandığımız özgüvenimizden de çalabilir.Kaybetmiyeceğimizi düşüdüğümüz şeyi kaybettiğimizde yaşadığımız hayal kırıklığı kendimizi de kaybetmemize neden olabilir.Kendimizin ve farklılıklarımızın farkında olmalıyız.Ben beyazım diye kendimi özel hissettiğim zaman değil ben beyazken o siyah diye öznelleştirildiğimiz zaman özgüveni yerinde insanlar olabiliriz.Gerçek şu ki birimiz diğerinden daha önemli değiliz,ama birimizin diğerinden ayrılması çok önemli.

  Bizler egomuzun kölesi değiliz.O bizim değil biz onun yöneticisi olabiliriz.Birinin bizim hakkımızdaki iyi eleştirilerini dinleyip kötü eleştirilerine kulak tıkadığımızda değil tamamiyle duymadığımızda biziz.Çünkü birinin düşünceleri bizim eğilimlerimizi değiştiremez.Birinin bizi tanımlamasına ihtiyacımız yok.Olumlu eleştrilerle egoist olumsuzlarla özgüvensiz bireyler olamayız,olmamalıyız da.Bizler olduğumuz gibiysek özgüveni yerinde insanlardanız.Egomuz bize,bizi sivriltmek adına bir şey yaptırmadığında.Sıradan olmayı basitlik olarak görmediğimizde faklıyız.Ama şimdi dönüp de bir etrafıma baktığımda görüyorum ki bir çok kişi farklılaşmak adına sıradanlaştı.Artık sıradanlık da sıradışı. Özgüvenin kırılırsa parçalarını birleştirebilirsin.Ama egonun üzerine "Dikkat kırılabilir!"uyarısını eklemelisin.Çünkü parçalanmışlıklardan oluşan bir şeyi tekrar birleştiremezsin.
 Bilmem siz de hatırlar mısınız?Hani herkesin aylar öncesinden nasıl olucağını planlayıp heyececanlandığı şu mezuniyet baloları.Ben de kendi mezuniyet baloma -her ne kadar diğer insanlar kadar kafa yormasam da-hazırlanmıştım.Ve sonra biri gelip "Çok güzel olmuşsun,artık bizi de tanımazsın özgüven tavan!"demişti.Tam o anda içimden bu ne saçmalık dedim,özgüven özüne güvenmek değilmiş meğer.Oysaki özgüven insanın içinden gelmeliydi.Dış görünüşe göre şekillenmemeli veya şekillendiği düşünülmemeliydi.

  Gördüklerim ve bildiklerim içinde beni en çok yaralayan ise aile kaynaklı özgüven problemleri.Keşke misafirliğe gittiğimizde"Bir tabak daha ister misin?"diyen ev sahibine "O istemez teyzesi." demeseydik.Hem bir çocuğun kendini ifade edebilmesini hem de arzularını kısıtlamasaydık.Bir tabak daha yerse kendisinin arsız olucağını sanmasaydı.Bu yetiştirme tarzının özgüven eksikliğini devamında da egoyu getirdiğini görebilseydik.Bizler utangaç olduğu için utanmaz bireyler yetiştirdik. 

  Bana  göreyse özgüven biraz dağıtmaktır.Bazen kırılmak bazen hata yapmaktır.Maskelerden arınmak,mükemmelliği ararken kaybolmamaktır.Ego özgüven eksikliğinde ortaya çıkan bir şeydir.Hatasız olduğunu düşünmektir ve bunu yaparken bile hataya düşmektir.Egolarımız bize yüksek kalitede bir oyunculuk veriyor.Benim ardının olduğundan şüphe duymaya başladığım maskeler var.Bu numara tutmadı mı,ertesi gün bir başkası. 

  Peki ya ben?Ben mi,ben düzenli bir dağınım.Odam dağınık,kafam dağınık,dolabım,günlüğüm,ailem dağınık.Ben mükemmeli oynamıyorum.Bazen silgiyle silmiyorum,üstünü karalıyorum.Döndüğümde bir gün hata yapmışım diyorum.İşte burda hatalıymışım.Bazen sağlam parmağıma yara bandı takıyorum.O zaman herkes parmağımın nasıl olduğunu soruyor.İyi derken yalan söylemiyorum.Hey,o her şartta mükkemel olduğunu söyleyen muhteşem egolu insan aslında sen de mükkemmeli oynamıyosun.Çünkü olmadığının farkındayım.Sahi sen bi kıyafet gibi her gün nasıl değişiyorsun?Yüzündeki maskeye neden bu kadar güveniyorsun?Ya da güvenemediğin için mi kendine her gün başka bir sen oluveriyorsun?