..




Yaşamınızda öz güven ile ego arasındaki farkı oluşturan hangi özelliklerinizdir ?

Yazar Rumuzu: gürgen2305
Eser Sıra Numarası: 170218eser18


                                                                   KENDİ DÜNYANIZIN ATLASI
                
  İnsanın bir saniyeliğine düşüncelerinden sıyrıldığı, bir anda aldığı nefesle birlikte zehirlerini de akıttığı anlar olur; bir kelebeğin kozasından çıkışı vukuu bulur ya içinizde… O anlar çok değerlidir, her insanın sahip olacak kadar şanslı sayıldığı şeyler değillerdir.  Ama bu anların değeri nadirliğinden kaynaklanmaz. Tam düşünmeyi bıraktığınız anda gerçekleşir bu anlar; gece izlediğiniz tavanda kendi yıldızlarınızı görmeye çalışırken, yaz güneşi altında kavrulduktan sonra gölgeye çekildiğinizde, hatta belki ağlarken ne için ağladığınızı unuttuğunuz bir zamanda.
                
  Bu anıları değerli kılan şey, sizsinizdir. Kendi dünyanızın bir atlası olabileceğini keşfedersiniz çünkü düşündürülmeye değil düşünmeye başlamak paha biçilmezdir, büyük bedeller ödemek zorunda bırakılsanız bile.
                
  On altı yaşındayım. Birkaç kere düştüm, muhtemelen düşüp durmaya devam edeceğim. Her seferinde bana yürürken havaya bakmamam söylendi. Yine de yürürken ayaklarım yerine yıldızları izlemeyi seçtim.  Yıldızların bana yol gösterdiği yok, peki ya ayaklarımın ucunda biten yolu seçmiyorsam? Yine de devam edebilir miyim yürümeye, bir çukura düşüp orada unutulma riskini alarak hem de? Şu sıralar çok ikilemde kaldığım bir konu bu. Nerede bittiğini, hatta nerede başladığını kestiremediğim bir yol. Hem büyük düşünmek istiyorum, hem de bütün bunların –hayat, kader, siz ne demeyi tercih ediyorsanız- benim düşlediğimden de büyük olmasını.  Bir gerçek var ki, hepimiz birer yolda yürüyoruz. Bazen bitişi olmayan bir yolda ölümsüzleşiyor, bazen başlamadan bitiyoruz. Başlamadan bitmekten öyle korkuyorum ki… Nihayetinde hepimiz birer bireyiz ve hayat sayısız olasılıklara giden dallarla dolu bir ağaç.Burada bize eşik eden bir şey olmalı. Bir el feneri, bir atlas veya her kendi başınıza kaldığınız zamanda fısıldayan titrek bir ses, bir çağrı… Buna karakter diyebiliriz, galiba.  Karakter, gözlerinizi açmanızı sağlayabilecek bir varlık. Size bir kalkan olabilir, size bir kitap olabilir karakteriniz. Hatta bir bakarsınız size kürek olmuş, kendi kuyunuzu kazıyorsunuz. İnsanın kendine olan tutumu önemli şey, özgüven ile ego kavramlarının birbirinden ayrıldığı nokta. Özgüven, aynaya bakıp gördüğünü beğenmekse ego insanlar ile aranızdaki mesafeyi beğenmektir. Özgüvenli bir insan ne kendini yere göre sığdıramaz, ne de benliğini denizlerde boğmaya kalkışır. Birbirini yutup hazmetme emelleriyle dolu balıklardan geçilmeyen sularda yüzdüğümüzü düşünürsek, bu oldukça işe yarar bir özellik. Egoist insan ise küçük balıkları yutma umuduyla tehlikeli sularda yüzendir. Bir konuda yeterli özgüvene sahipseniz, kendinize egonuzun esiri olmayacağınızı bilecek kadar güveniyorsunuz demektir. Düşünün ki ruhunuzun derinliklerinde bir kıvılcım çakıyor ve tüm benliğinizi yakmaya yetiyor. Ama etrafınızdaki diğer ego yığınları da fark etmiyor bunu, çünkü siz onların gözünde başından beri birer külden ibarettiniz. İstedikleri zaman üfleyip savurabilecekleri ya da bir fanusun içine hapsedebilecekleri, dokunmaya ise asla cesaret edemeyecekleri küllerden…
                
  İnsan kendine güvenmeli. Eğer güvendiğiniz kişi kendiniz değil de bir başkası olursa, bu kişi sizi hayal kırıklığına uğratabilir. İnsanların özgüvenli olmaktan korkma sebepleri de bu bence. Kendimize güvenirken hayal kırıklığına uğramaktansa başkasına güvenirken hayal kırıklığına uğrayalım istiyoruz. Mazeretler üretip duruyoruz kendimize, başarısızlıklarımızı başkalarının üstüne yıkmak istiyoruz. Bu yüzden başarılı insanlar, özgüvenli insanlar arasından çıkıyor. Başkasına değil kendine güvenen insanlardan… Bir şeyi öğrenmenin bir başka yolu, acı olsa bile, hata yaparak öğrenmektir.

  Hepimiz birer bireyiz ve hayat sayısız olasılıklara giden dallarla dolu bir ağaç, dedim demin. Özgüven ve ego bizi bu ağacın dallarına taşıyan faktörlerden ve hangi dala uzanırsak uzanalım, başladığımız yere dönemiyoruz. Eğer insan egosuna kendini çok fazla kaptırırsa, istediği yere elbet ulaşabilir ama o yere ulaşan gerçekten kendi mi olmuştur? Ulaştığında mutlu mu olur yoksa içindeki doymuş doyumsuzu beslemek için sürekli daha fazlasını mı talep eder?

  Egoist insana kötü insandır diyemem, çünkü hepimizin içerisinde bir parça ego var. Kimimiz bunu bastırmaya çalışıyoruz, kimimiz ise bunun farkında bile değil. Ama bazen elimizde olmayan sebeplerle bir rüyayı yaşamaya çalışıyoruz. Bir rüyanın ne kadar saçma olduğunu ancak uyanınca anlarsınız ya… Egolarımızdan sıyrılmanın yolu, onlarla yüzleşmekten geçiyordur belki. Bazen hayat bizi egolarımızla yüzleştirir, bazen kendimiz yüzleşiriz nihayetinde. Ama uyanmanın zamanı eninde sonunda gelir, gelmelidir.

  İnsan ulaşmak istediği başarıya kendinden ödün vermeden ulaşmalıysa, bunun yolu da kendine güvenmekten geçer, kendini yüceltmekten değil. Yaşamınızda özgüven ile ego arasındaki farkı oluşturan hangi özelliklerimiz midir? Umarım bu sorunun cevabını size verebildim. Ama bazen, soruların cevaplarının verilmesi değil; bulunması gerekir. Tıpkı bir hayatın anlamını aramak gibi… Özgüvenli insan anlam ararken hayatı bulur, egoist insan ise hayatı ararken anlamını kaybeder.