..




Yaşamınızda öz güven ile ego arasındaki farkı oluşturan hangi özelliklerinizdir ?

Yazar Rumuzu: hata5900
Eser Sıra Numarası: 170217eser14


                                                    HATALARIM VE GÜZEL SONUÇLARI

  12 Eylül 2005. Öğretim hayatımın ilk günüydü. Okula , Abim ile gelmiştim.Sınıfa girdiğimde kalabalık bir ortam vardı.  Sınıf arkadaşlarımın aileleri yanlarındaydı bir tek ben yalnızdım. Sınıfın bir köşesine geçip onları izlemeye başladım. Tahtanın orada iki kız arkadaş birbirine sarılmış ağlıyorlardı başka tarafta ise annesine sarılıp ağlayanlar vardı, birde hayatıma yön verenlerden eğitenlerden  biri öğretmenim Ayşe Hanım vardı. Velilerden birisi öğretmenime hararetli, hararetli bir şeyler anlatıyor öğretmenimde onu dinliyordu. Nihayet ders başlamıştı sadece arkadaşlarım ve öğretmenimiz vardı sınıfta. Öğretmenimiz kendini bizlere tanıtırken derin düşüncelere dalmıştım. Sınıfa ilk girdiğimde arkadaşlarımın neden ağladıklarıydı beni derin düşüncelere iten. Anlam veremiyordum ağlamalarına, insan okula gelince niye ağlardı ki derdim. Anlam veremeyişimin sebebi önceden abimle beraber okula gidip derslere girmem ve ortama alışmamla beraber yabancılık çekmeyişimdi bu yüzden onlar ağlarken ağlamıyordum belki de. Yahut da okulu sevmemdi bilmiyorum . Abimle okula gittiğim için sayıları ve harfleri öğrenmiştim ancak okumayı bilmiyordum ama öğrenecektim. Abimin öğretmeni her derste “Çalışan kazanır. Elması kızarır” derdi. Tabi o zamanlar ne dediğini anlamazdım zamanla anlamaya başladım ve her yaşım da farklı farklı anlamlar çıkardım.
   
  1.Sınıfta iken sınıf kapısının arkasın da bir ağaç vardı ağacın üzerinde ise beyaz elmalar vardı, öğretmenimiz her başarımızda elmaları boyardı. Bazen kapıya bakıp düşünürdüm. Elmam kızarmış kazandım mı? Yani ben şimdi bu kazandığım anlamına mı? Geliyor. Derdim kendi kendime. Ve o elmalar her kızardığın da ben daha da çok öğrenmek isterdim, fakat korkardım da.
Sınıfta  sesli bir şekilde okuma yaptığımda, tahtada işlem yaptığımda, söz hakkı almaktan korkardım çünkü yanlış okumaktan, yazmaktan, söylemekten korkardım beynimde hep diğerleri vardı onlar bana gülerse, öğretmenim kızarsa onlar yaparken ben yapamazsam, gibi nice korkularım vardı iç sesim susmak bilmezdi, onla uğraşmaktan yorgun düşerdim o kadar rahatsız ediyordu ki beni ama zamanla tüm bunlar geçmeye başladı. O içimde ki susmak bilmeyen ses sustu yorgun olan artık oydu bense ona karşı bağışıklık kazanmıştım o bana saldıracağında saldırıya geçmeden engelliyordum onu. Çünkü kendime güvenim artmaya başlamıştı. Bunun en büyük nedenlerinden birisi vazgeçmeyişimdi kararlı ve istikrarlı oluşumdu. El yazısın da ki küçük a harfini yapamazdım olmuyordu ne kadar uğraşsam da olmamıştı bir türlü güzel yazamıyordum annem yazıyor gösteriyordu onunkini de beğenmiyordum. Uzun uğraşlar sonucu en güzel a harfini yazdım olmuştu başarmıştım elmam biraz daha kızarmıştı bu bana öyle bir haz veriyordu ki başardıkça daha da istek geliyordu bana.

  Yine bir gün o kapının arkasına geçip derin düşüncelere daldım. Her başardığım da öğrendiğimde elmam kızarıyor peki ya hatalarım yanlışlarım onlar ne olacak ne yani ben her yanlışımda bir başarımı kaybedecek miyim? Bunun üstüne çok düşünmüştüm ve en sonun da bir karara varmıştım. Yanlış yapmamam gerek. Bu kararım dan olacak ki tüm yanlışlarımı gizlemişim öyle gizlemişim ki hatırlamıyorum bile hafızama dahi kaydetmemişim. Annem anlatmıştı. Kitabımın arasın da bir kağıt bulmuş bu kağıt okulda yaptığımız alıştırma veya sınav kağıtlarından biri ve matematik dersinden topla çıkarma yaptığımız kağıtlardan bir tanesi kağıdımda doğrudan fazla yanlışım varmış. Muhtemelen ailemin bana kızacak olmasından korkmuş olmalıyım veya arkadaşlarımla kıyaslayacaklarını zannettiğim içindir. Bunun yanı sıra iyi olan her şeyi anlatmışım ki şuan bile hatırlıyorum.
  
  Böyle şöyle derken zaman geçti. Büyüdüm. Şimdi 17 yaşındayım ve bu yaşadığım olayları daha iyi tahlil edebiliyorum. Neden korkularımın olduğunu, nasıl başardığımı veya başaramadığımı biliyorum
Okulun ilk günü arkadaşlarımın neden ağladıklarını anladım. Okul, sınıf, insanlar her şey yabancıydı bir tek aileleri değildi o nedenle tanıdık çehreler etraflarından gittiğinde ağlıyorlardı aynı benim sınıfta tek başıma  yalnız kalmam gibi onlarda aileleri gidince yalnız kalacaklarını düşünüyorlardı. Zamanla onlar bu görüşten çıktılar ortama alışmaya başladılar bende tabi.
  
  Ortama alıştıkça bir şeyler öğrendikçe kendimize olan güvencimiz artmaktaydı ama bunun yanı sıra benlik duygumuzda gelişiyordu. Tahtaya çıkmaktan, sesli okumaktan ,söz hakkı almaktan korkmamızın sebebi diğer insanların benlikleriydi onlardan korkuyorduk. Eğer tahtaya çıktığımızda doğru yaparsak her kes den iyi olduğumuzu onların yapamadığını bir kendimizin yaptığını düşünüyorduk ve bir arkadaşımız yapamayınca ona gülüyor alay ediyorduk böyle zamanlarda öğretmenimiz bize kızardı ve özür dilememizi isterdi. İşte tüm bu korkularımız diğerlerinin ben duyguları yüzündendi aslında özgüvenimizle birlikte benlik duygumuzda gelişiyordu özgüvenle ilerliyorsak benliğimizle de başka bir insanın ilerlemesine engel oluyorduk.
  
  Bunun gibi olaylar belli bir süre devam etti özgüvenim ve benliğim yani egom doğru orantıda artmaya devam etti ancak bir gün özgüvenim egomu geçti ve onu geride bıraktı özgüvenim egoma nazaran daha hızlı artıyordu egom ise daha yavaş buna sebep olan ise 7. Sınıfın ilk döneminin sonuydu. Karnelerimizi almıştık mutluydum çünkü emeğimin karşılığını almıştım ve öndeydim de ama mutluluğum o kadar uzun sürmedi öğretmenimin bana yazdığı notu görünce çok olmuştum bana dediği şuydu: “ Hırs tekne içindeki mayalı hamura benzer eğer hamurun mayası fazla olursa hamur taşar” Hırslarına yenik düşme. Yazmıştı o gün çok kızmıştım hocama neden böyle bir şey demişti ki neden başarımı küçümsüyordu. Zaman sonra aslında çok yanlış yerde olduğumu yolumun doğru olmadığını hocamın bana ne demek istediğini anlamıştım.Evet başarmıştım ona kimsenin diyeceği yoktu ama özgüvenim değil egom artmıştı çok fazla hem de hocamın bana hırs diye bahsettiği şey egomdu.
  
  Şuan, ise hırsım yok azmim var elimde azmimle ilerliyorum. Hırs ego ise azim özgüven diyebilirim.
Özgüvenimin egomu geçtiği günden bu yana risk almaktan korkmadım, aldığım risklerin sonucunu düşünerekten aldım o riski. Korkmadım hata yapmaktan, yaptığım her hatada doğruya ulaştım aslında çünkü her yaptığım hatamdan ders çıkarmaya çalıştım bunu yapabildiğim sürece hatalarım benim başarım oldu. Vazgeçmedim yılmadım düşsem de yine de kalktım. Kimseyle kendimi kıyaslamadım ve ailemin de beni kimseyle kıyaslamadığını fark ettim. Bir olayda düşüncelerimi beyan etmekten çekinmedim kim ne der diye düşünmedim onlarla aynı düşünmek zorunda olduğum düşüncesinden kurtuldum.

Büyüdüm.