..




Yaşamınızda öz güven ile ego arasındaki farkı oluşturan hangi özelliklerinizdir ?

Yazar Rumuzu: kartal2002
Eser Sıra Numarası: 170218eser22


                                                                            AYNA BENİM

  Bazen aynaya baktığımda hangi taraftayım diyorum. Özgüvenle açılanmı yoksa egonun altında sıkışıp kalan mı?Belki abarttığımı düşüneceksiniz ama ego ve özgüven arasında bahsettiğimiz o ince çizgi aslında dağları taşıyan ince bir ip gibi.Ne zaman kopacağını yalnız insanın kendisi bilebilir.Kimse koca koca dağları aşağıya atmak istemez.

  Ben okyanus misali hayatta, yalnız bir gemi gibiyim. İçimde aşırı öne çıkma isteği var, herkes bana baksın imrensin istiyorum; elimde olmayan duyguları,düşünceleri kapatmak için kendimi durmadan altın kaplamayla kapatıyorum, kapatıyorum. Çünkü kırık tahtalarımı,eksik parçalarımı kimsenin görmesini istemiyorum. İçimde yanan ve sönmeyen bir ego var ama nasıl söndüreceğim? Eksiklerimi gösterirsem beni dışlarlar mı, bilmiyorum.

  Ben de yalnızım, sonsuz mavide sönük bir gemi ama içim parıldayan bir yıldız misali…Biliyorum, eksiklerim var; kırık parçalarım,sönmüş mumlarım… Ama içimde devam etme aşkı var kendimi göstermek ve daima ilerlemek istiyorum. Altın kaplamalarım yok belki ama yoluma nasıl devam edeceğimi, depoda neler olduğunu,hazinelerimi yani aynadaki beni tanıyorum.
Ego cahillikten oluşan bir durumdur.Kendini bilmeme ve söylediklerinin yalnızca söylenen olarak kalmasıdır.Özgüven ise kendi özelliklerini bilme ve buna bağlı olarak öne çıkmaktır. Özgüvende söze gerek yoktur çünkü yapılan ortadadır.Egosu yüksek insan hep kendinden bahsedilsin ister çünkü artık elinde denizleri aşacak gemiler yoktur.

  İnsan hayatta sürekli bir yarış içindedir. Özellikle de kendisiyle.Her zaman en iyi,en güzel, en yetenekli olmak ister.Başarıya insanı götürecek birinci yol çalışıp özelliklerini fark ederek ilerlemekken ikinci yol tuzaklı bir hırs yoludur.Hırs belki bizi öz güvene yönlendirir ama içten içe sabırsızlık,dahasını isteme özgüvenin küçük kalbimize sığmamasını ve büyümesini sağlar. Fakat çok özgüven egonun tüm vücuda bir hastalık gibi yerleşmesini önleyemez. Herkesin bildiği klasik bir hikâye,tavşan ile kaplumbağa. Kazanan   kaplumbağa, kaybeden tavşan.Hikâye yazılmış ve bitmiş olsa da tavşan egosuna yenik düşmeseydi belki de kazanan o olurdu. Hikâyede tavşan kaplumbağanın kendini geçemeyeceğini ve her ne olursa olsun kendinin kazanacağını düşünmüş, ancak bu kadar  “zekice” düşündükten sonra kendi içinde olanı hesaba katmamış: Ego.

  Tavşanı suçlamayı bırakıp bir de kaplumbağaya bakalım.O neden durmadı? “Amaaan, zaten tavşan kazanır boşuna yormayayım kendimi! ”neden demedi?Çünkü onun yolunu açacak, onu güçlü kılacak bir özgüveni vardı.İnsanlar bu masalı ve yüzlercesini küçüklüklerinden beri dinliyorlar ve kendi çocuklarına da anlatıyorlar.Ama sonuç pek de beklenen gibi değil çünkü insan kör bakıp göremeyen fakat “düşünen bir canlı.” Sadece düşünmek yeterli değil önemli olan farkına varmak ve her zaman kendini bilerek konuşmaktır. Kendini bilerek konuşmak için insanın kalbini bilmesi lazım.  Ben kalbimdeki açıkları kapatamıyorum; aynı kırık gemiler gibi kalbimi,ben de olmayan başkalarında öne çıkan her şeyle kaplıyorum. Çünkü içimdeki hazineyi sanırım henüz açmadım.

  Siz de benim gibi aynaya bakın. Gözünüzü, kaşınızı, burnunuzu incelemek yerine aynadakinin kim olduğunu inceleyin.Ego size farklı kişiler gösterir. Sizin olmak istediğiniz fakat kendinizde bulamadığınız yalancı kişilikler… Özgüven size yalnız sizi gösterir.Bir şey saklayamaz çünkü insan kendini bilir.Olmak istediğiniz kişiyi görmeyin,olduğunuz kişiyi olduğunuz gibi sevin.
Egonun insanı nasıl ele verdiğiyle ilgili bir hikâyeden bahsedeyim: Ünlü bir heykeltıraş mükemmel heykeller yapıyor ama ölümden çok korkuyor.Sonra aklına bir fikir geliyor.Kendi heykelinden on tane yapmaya karar veriyor, böylelikle Azrail’i şaşırtacağını ve kendisini değil bir heykeli alacağını planlıyor ve uygulamaya hazırlanıyor.Ölüm zamanı geldiğinde Azrail hangi adamı alacağını bilmediği için akıllıca düşünüp heykellerin ortasına geçiyor ve “Her heykel birbirinden güzel ama bir hatan var.” diyor.Ego sahibi insanların çoğu hataya katlanamaz ve kendini savunmanın yollarını arar. Bu heykeltıraş da “Neymiş hatam?” diye sorar.Ve içindeki düşmana bile bile yenilir. Aslında düşmanla uğraşmak yerine dostuyla tanışabilirdi.

  Ego kendini bilmezlik,özgüven kendini bilmektir.Egonun nedeni bilgisizlik,özgüvenin kaynağı tecrübelerdir.Ego işlerin lafta kalmasıyken,özgüven söylediği sözü gerçekleştirmektir.Söylediğim söz lafta kalıyorsa öne süreceğim kendi fikrim ya da kendi eserim yoktur.Yani aynamda başkaları vardır.Ego benlik duygusuyla kaplıyken özgüven bencil insanların sahip olabileceği bir duygu değildir. Çünkü bencil insan tek merkezin kendi olmasını ister ve bir akarsuya kapılmış gibi egoya sürüklenir.Özgüven kalbimdeki yetenekleri ortaya çıkarır çünkü bilirim ki kendime ait bir şeyden korkmaya gerek yoktur. 

  Ego karaktersizlik,özgüven ise karakter sahibi olmaktır. Yani ego ve özgüven arasındaki fark aynada kendini görebilmektir.