..




Yaşamınızda öz güven ile ego arasındaki farkı oluşturan hangi özelliklerinizdir ?

Yazar Rumuzu: keçi6661
Eser Sıra Numarası: 170210eser04


                                        EGOİZM VE ÖZGÜVENİN BİREY ÜZERİNE YANSIMALARI

     Sınırları olan dünyanın, sınırları olan insanlarıyız. Doğduğumuz bir coğrafya, yetiştiğimiz farklı koşullar var. Beş parmağın beşinin de bir olmadığı gibi bizde birbirimizden farklıyız. Bazen doğuştan gelen bazen de zamanla geliştirdiğimiz özelliklerimizi tanıyoruz ve gün geçtikçe keşfedip farkına varıyoruz. Özgüvenimiz kendimizi bildikçe oluşuyor ve gelişiyor. Ben, beni bildikçe bendimi yıkar farkına varırım kişiliğimin. Ancak kendini keşfedememiş, sınırlarını bilmeyen ve olduğu haliyle kabul görmemiş biri, toplumda ötelenmemek için kendini cahilce nitelerken ego denilen bireyi alçaltıcı ruhi durum içindedir.
       
  Doğduğumuz vakit görünüşümüz gibi görüşümüz ve düşünüşümüzde saftı. Zihnimizin pürüzsüz boş levhası dünyanın çarpık diretmeleriyle dolu değildi. Gün geçtikçe dünyayı algılayacak olan şekilsiz özümüz dışardan gelen etkilerle şekillenecekti. Saf bilgisizliğimizde dinleyerek öğrenecektik. Konuşana kadar suskunduk. Konuşamamazlığın en büyük getirisi ise iletişim acizliği değil özümüzü şekillendirecek olan etkileri yorumlayabileceğimiz bir sessizlikti. İlk etkileşimi sevgi olanlar doğuran annenin koşulsuz sevgisinden dolayı sevilmeye değer olduklarını düşünüp kendisini sever sonra da güven duymaya başlar... Ağzından tek bir sözcük çıkmamış olmasına rağmen çocuk, kendi olduğu için sevilmeye değer olduğunu öğrenir. Bu yüzden özsaygı ve özgüvenin ilk oluşumu sessizlikte gerçekleşir. Sessizlik devrinde yetersiz sevgi görmüş bazı bireylerin özgüven oluşumu kısırdır. Eksik kalan özgüven aksaklığını hep bir şeylerle doldurup kapamaya çalışır. Ego, özdeki boşlukların üzerine çekilmiş bir kalkandır. Dorian Gray’in zamanla tablosundaki yüzüne yabancılaşması gibi boşluklarını dolduramayan birey de kendini tanıyamaz hale gelir.
      
  Lise yıllarının sonuna dek bavulda birikenler sakınılmadan ortaya dökülür. Kişilik özelliklerimiz apaçık ortadadır; davranışlarımızdan sezilir. Özgüvenli çocuklar en pahalı ayakkabıya ya da son model bir telefona sahip olmanın onların değerini arttırmayacağını bilir. Egosu etkisi altındaki çocuklar görüntünün düşüncelerden daha önemli olduğunu sanarlar. Özgüvenli çocuklar arkadaşlarının kusurlarını, hatalarını ve eksiklerini aramazlar, onları oldukları gibi kabul ederler çünkü kimse mükemmel değildir ve herkesin aşamayacağı bir sınırı vardır.
    
  Cahilce artan bilinçsiz nitelemeleri zamanla kişinin çevresinde boşboğaz, egoist olarak görülmesini sağlar. Her şeyin en doğrusunu ve en iyisini bildiğini sanan egoist birey, taktığı at gözlüklerinin gösterdiği kadarını görür. Asla yorumlama zahmetine katlanmaz. Özgüvenli birey herkesin dinlemeye değer bir hikayesi olduğunu bilip herkesi tanımaya çalışırken bütün önyargılarını aşar.
       
  Cehaletiyle artan egosunun yanında hiçbir meşgale ile uğraşmaya ihtiyaç duymayan egoist birey, hayat karşısında tecrübesiz kalır. Buna karşın özgüvenli bireyin kendine güvenip atıldığı uğraşlar ve katıldığı etkinlikler sonucunda kazandığı tecrübe onu kat kat güçlendirip daha bilgili yapar. Kazanılan her deneyim özgüvenli bireyi kendi kişiliğine ne kadar yaklaştırıyorsa, egoistin deneyimsizliği farklı kimlik arayışlarına yol açar. Kendini dahi bilemeyen, dünyayı nasıl bilebilir ?
    
  Cehaletin verdiği yenilmezlik ve dış dünyadan soyutlanmanın verdiği mükemmellik hezeyanı içinde küçük dağları yaratanlar, sürekli böbürlenirler. Kibrin, yalanların babasını cennetten düşürdüğü gibi egoist bireyi de toplumun gözünden düşürecektir. Çevresindeki insanlara yukarıdan bakan egoist birey toplumsal kabule yaklaştığını sanarken birden kendini insanlardan kilometrelerce uzakta bulur tıpkı donmakta olan birinin yavaş yavaş ısındığı yanılsamasına kapıldığı gibi aslında bu ölüme yaklaşmaktır. Büyük olduğunu sanması temel değerlerden, insanlıktan çok uzak olduğundandır. Uzaktaki küçük, yakındaki büyüktür.

  Özgüvenli insanların sahip olduğu birliktelik duygusu, uyum ve istikrarı beraberinde getirir. Uyum sağlayamayanların hayatta kalamadığını geçtiğimiz yüzyıllardan biliyoruz. Hayvanlarda bile adapte olamayanların nesli tükenirken insanlarda da aynısı gerçekleşecektir. Egosu ile ‘’eco’’ ya uyum sağlayamayanlar başarılı olamazlar sadece yabancı kalırlar. Özgüven sahibi birey, doğanın tevazusuna sahiptir. Tevazu her daim yücelten bir erdemdir.

 Gelişmiş medeniyetler, kendisiyle barışık bireylerin omuzlarında yükselmiştir. Kendisiyle barışık bireyler her zaman başarılı olurlar. Başarılı bireyin bütün özellikleri özgüvene bağlıdır bu hayati kavram dünyanın ve ülkelerin vatandaşları için son derece elzemdir. Dünya tarihine pozitif yönde katkıda bulunmuş kişiler hep kendini tanımış kişilerdir. Örneğin Romantik Devrin ünlü şairi Lord Byron’ın bir bacağı diğer bacağına göre birkaç santim kısaydı bundan dolayı kusurlu bir görünüme sahipti, aksayarak yürürdü ancak kendini çok önceden tanımış ve geliştirmişti. Herkesi imrendirecek kadar iyi dans ederdi. Küçük yaşlarda fark ettiği yüzme yeteneğini geliştirdi. Tarihte ilk kez Çanakkale Boğazını yüzerek geçen kişidir. Lord Byron sınırlarını iyi biliyordu. Fiziki engeline rağmen başarılarıyla tarihe geçmiştir.

  Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu büyük lider Mustafa Kemal ATATÜRK askerliğe olan ilgisini küçük yaşta fark etmişti. Özgüvenli yetişmiş olması sayesinde annesinden gizli askeri sınavlara hazırlanıp girmeseydi ve kendinden emin bir şekilde kararının arkasında durmasaydı milli mücadeleye önderlik edecek konuma nasıl erişirdi.

  En nihayetinde çocukların faydalı bireyler haline gelmeleri çok uzun bir süreç içinde gerçekleşir. Anne ve babanın çocuğa yaklaşımları bu sürecin gidişatını belirler. Çocukların doğru şekilde eğitilip kendi karakterleri için faydalı meziyetler edinmesi önce kendilerini sonra da geleceği emin kılar. Özgüvenli çocuklar hayatta daha başarılı olacaklardır. Başarılı bireyler de her anlamda gelişmiş bir toplumu sağlar. Egolarının etkisi altındaki çocuklar kendilerini bulamazlar bilinmezliğin içinde çırpınıp kaybolurlar. Egoizm  yerine her zaman özgüven olmalıdır cünkü özgüvenin getirdiği faydalı nitelikler insan olmanın temel erdemleridir. Egonun getirdikleri bireyde uyumsuzluk ve kargaşadır. Unutulmaması gereken yegane kural: Özgüven önce bireyi sağlamlaştırır sonra da sağlıklı toplumu inşa eder. Ego, önce insanı kör eder sonra da toplumu şuursuzlaştırır.