..




Yaşamınızda öz güven ile ego arasındaki farkı oluşturan hangi özelliklerinizdir ?

Yazar Rumuzu: kelebek0001
Eser Sıra Numarası: 170209eser02

                                                               AH KELEBEKLER AH

   Hani bir beyaz güvercin kanat çırpar ya korkusuzca ve umarsızca o engin gökyüzüne veya bir minik sandal suya açılır ya okyanusun tüm o sonsuzluğuna inat işte böyle bir şeydir yapacağına inanmak. Bir keskin bakıştır atmacanın avına attığı, gelen ilk rüzgârla uçabilmektir adeta bir sonbahar yaprağıymışçasına veya deneyebilmektir uçmayı yeni doğmuş bir kuşçasına. Tüm o okyanusa karışabilmektir bir yağmur damlası olarak veya atılan bir sonraki simidi kapacağına inanmaktır bir İstanbul martısıymışçasına.

   Bir minik sıçan eğer inanırsa daha güçlü olabileceğine o devasa filden işte o zaman başlar dönmeye özgüven çarkları. Çok ırak diyarlarda aramaya gerek yok zira içimizde taşıyoruz bu çark-ı devranı. Bir kelebeği nasıl bir fırtınaymışçasına etkiler bir hafif insan nefesi işte bu içimizdeki çark-ı devranın dönüşü de öyle etkiler bizi. Kimimiz çok güçlü üfler savrulur kelebek, kimimiz tam kararında işte o zaman hızlanır kelebek. Savrulan kelebek ile hızla ilerleyen arasında nasıl dağlar, nasıl uzun yolar varsa git git bitmeyen, uçsuz bucaksız; işte öyle bir fark vardır özgüven ve ego sahipleri arasında. İşte bu yüzden özgüven sahibi olduğunu sanan o fırtınaya tutulmuş kelebek eğer bir gün anlarlarsa hatasını işte o gün güçsüz düştüğü, fırtınadan kanatları kırık çıktığı gündür. Lakin artık aralarındaki mesafe çok fazladır diğer kelebekle ve eğer isterse ona yetişmek işte bu sefer tam da çay kaşığıyla çukur kazan bir tutsağa benzer. Artık kendi duvarlarını kendi örmüştür minik kelebek. Yine de hatanın neresinden dönülse kardır lafını boşuna söylememiş bunca yıl onca insan. Ha gayret kaz bakalım minik kelebek…

   Elbette bunları yaşamamak için önce kendimize bakmalıyız. Belki çevresindeki fırtınadan bir haber kelebeklerden biriyizdir ne malum. Ne kadar hızlı farkına varırsak bu bizi durmadan savuran fırtınanın o kadar kolay hızlanırız. Larvadan yeni çıkarken nasıl korkusuzca adım atıyorsa hayata işte fırtınadan çıkmış bir kelebek de öyledir. İçindeki artık bir fırtına değil bir destekleyici rüzgârdır. Artık onu savurmaz. Onu uçurur uçurabildiği kadar öteye hatta belki istediğinden daha bile öteye. Kendini güzel sanmak yerine diğerlerini çirkin gören kelebek de iyi değildir, kendini çirkin gören kelebek de. Bizim minik kelebek adeta bir köpekbalığı gibi yüzmelidir özgüven sularında savrulmamak için. Ne bu suların çok üzerinde nefes alamadan can çekişmek iyidir ne de çok dibinde sürüklenmek umarsız bir akıntıyla. Ama eğer kekteki şeker gibi siz de tam kararında özgüven katarsanız bünyenize tadından yenmez.

   Tabi biz kelebekler şu bir günlük dünyada bu kararı tutturmakta pek bir zorlanıyoruz gibi. Aslında yarım su bardağı şeker şunun şurasında ama kararı doğru tutturan çok az var. Aman canım insanın da biraz elinin kararı olur. Mesela beni misal alalım ben çok iyiyimdir kek yapmakta. Her zaman tuttururum özgüven şekerini kendi hamuruma uygun. Bakın bu yazıyı da ne güzel yazmışım. Gerçekten hakkımı vermeniz gerekir. Eğer beni değil de başkasını birinci yapmaya kalkarsanız çok yanılırsınız. Benden daha iyi kim yazabilir ki. Size gelecek yazıların içinde en etkileyicisi benimkisidir kesin. Zaten benimki varken diğerlerine yazı demek bile zor. Nasıl da özgüvenim tam kararında ayrıca değil mi? En başarılı kelebeklerden biriyimdir bu konuda ben, hiç savrulmam ego rüzgârlarında. Ah ah keşke her kelebek benim gibi kararı tuttursa!