..




Yaşamınızda öz güven ile ego arasındaki farkı oluşturan hangi özelliklerinizdir ?

Yazar Rumuzu: penguen2323
Eser Sıra Numarası: 170124eser01


                                                             SONSUZ  HUZURUN  SIRRI
   
  Hayatı yaşanmaya değer kılan, mutluluk kavramının içini dolduran en önemli unsurlardan biri 'başarı'dır. Bebeğin yürüyebilmesi, çocuğun bisiklete binebilmesi, delikanlının mesleğine hakim olabilmesi, ihtiyarın hastalıklara direnebilmesi ancak azim ve özgüvenle mümkündür. Eğer ilk düştüğümde vazgeçseydim asla iyi bir bisiklet sürücüsü olamazdım. İlk su yuttuğumda korkup kaçsaydım asla dalgalarla dans edemezdim. 

  Kendi yeteneklerini keşfedip ona göre bir hayat resmi çizen, aşkla, heyecanla tablosundaki renklerin ahengine sarılan huzura erişir. Mutlu insanlar da çağdaş, gelişmiş huzurlu bir ülkeyi doğurur. Yeteneklerini hesaba katmaksızın hemcinslerini ezerek öne çıkmaya çalışanların durumu ise çok vahimdir. Bu, hayatı hem kendine hem de çevresine zehir eden bir virüstür..Özgüven ve ego arasındaki ince çizgi bir ülkenin kaderini belirleyecek önemdedir.

  Bireyler hangi dalda faaliyet gösteriyor olursa olsunlar başarılı olmak ve kendilerini topluma kabul ettirmek isterler. Bunun itici gücü maddiyat yani konforlu yaşam talebidir. Bu sebeple tüm insanların aynı hedef için mücadele ettiklerini varsayabiliriz. Sosyo-ekonomik dengelerin korunduğu, bireylerin sağlıklı bir psikoloji ve düşünme yetisine sahip olduğu süreçte bu rekabet kırıcı olmasına rağmen rahatsız edici değildir. Bu dengenin bozulmasının doğal sonucu ise paniktir. Yani insanların hemcinslerini düşman ya da bir nesne gibi değersiz görmeleri... Bu hissin ne derin tehlikelere yol açabileceğini anlatmaya gerek bile yoktur.

  Ego ancak vicdan ve aklın aynı paydada buluşmasıyla mağlup edilebilir. Başkalarını küçümseyerek başarılı olacağını sanan kişinin durumu, tehlikeyi başını kuma sokarak geçiştirdiğini sanan devekuşundan farksızdır. Gerçek yetenek ile rakibinin sırtına basarak yükselen sahteci arasındaki fark kısa sürede anlaşılır.

  Yaşamımda özgüven ile egonun arasında algısal bir çizgi vardır. Bu yüzden bazen insanlar özgüvenimi ego olarak tasvir edebilirler. Fakat özgüven bireyin kendini tanıması ve kabullenmesi için gerekli bir olgudur. Ego ise kişinin eksikliklerini tamamlama yerine içgüdüsel olarak kaba bir örtüyle kapatma çabasından doğar. Bu olgunun yanlışlığı da burdadır, çünkü bireyler eksikliklerini kapatarak değil onararak başarıya erişebilir.

  Düşünme eylemi yaşamı kolaylaştırır. Bu çerçevede Kant’ın “Aklını kullanma cesaretini göster”, Descartes’in  “Her şeyi sorgula!” tavsiyeleri elmas değerindedir. Düşünmeden yaşayanlar bir süre sonra hayatın nesnesi olur. Hemcinslerinin kollarında bir o yana bir bu yana salınıp onların emrinde robottan farksız hale gelir.

  Kendine sihirli bir kapı açılmasını bekleyen özgüvenini yitirmiş, güçlükler karşısında çabucak yılanlar sancısız doğumun ve sıkıntısız başarının olmayacağını bilmeli. Birey, sorunların üzerine cesaretle giderek, yaşamda risksiz bir faaliyetin olmadığını özümseyerek, bu doğrultuda kaybetmeyi göze alıp mağlubiyetlerden yılmayıp ders çıkarmasını bilerek başarıya ulaşır. Matematik sınavında zayıf aldığımda bunu yeteneklerimin sınırlı oluşuna bağlayıp başarısızlığa teslim olabilirdim. Ben aksini yaptım. Günlerce çalıştım, araştırmalar yaptım. Çok geçmeden de sınıfın matematik uzmanı oldum.... 

  Mutluluk ve başarı yaşamın sana sunduğu ipuçlarını ne ölçüde değerlendirdiğine bağlıdır. Bu ipuçlarından en önemlisi özgüvendir. Okuduğunuz bu satırlar da benim özgüvenimin eseridir. Toplumu içten içe çürüten, yaşamı kirleten ise insan bencilliğidir yani ego. Başarımı rakiplerimle paylaşabilme cesaretini gösterdiğimde ego yerle bir olacak mutluluk domino etkisiyle tüm dünyaya yayılacaktır.