..




Yaşamınızda öz güven ile ego arasındaki farkı oluşturan hangi özelliklerinizdir ?

Yazar Rumuzu: perdeli5047
Eser Sıra Numarası: 170216eser01


                                                                      YEŞİL  CEKET

   Açıklaması  güç , anlaşılması  basit  mefhumlar  vardır.  Misal  verecek  olursak  özgüven  ile ego bunların  başında  gelir. Kendi  nezdimde  özgüven de  ego da  bir  davranış  biçimidir  ve yine kendi  betimlememde “Şiirleri aynı olan farklı  şairlerdir.” Şiirin anlatmak  istediği  aynıdır  lakin  şairin  şiiri anlatışı  farklıdır.  Bir  tek  şiirde  kullanılan  kelimeler , şiirin kafiyesi  ve ölçüsü  farklılık  gösterir. Uzun lafın  kısası   bu  iki davranış da  şairine  göre değişen  şiir  gibidir.


Güven; karşıya  inanma, dayanma, sevme duygularının  oluşturduğu  bir  mefhum olarak  tanımlanabilir. Hakeza, özgüven de  ego da salt  kendine  güven  ile alakalı  bir  davranış biçimi  değildir. Çünkü  özgüven  de  ego da  çevreye güven  ile  alakalı  bir  davranış  biçimidir. Hayatta  nasıl   yaşatılıyorsan  ona  göre şekillenirsin  ki  davranışlar  da  bu  şeklileşmenin  içindedir. Ben  mütevazi ve  kalabalık bir  ailede, mütevazi  bir  mahallede  büyüdüm. Nasıl yaşatılıyorsam ona  göre yaşadım.. Yaşadığıma ve  yaşadıklarıma güvenerek  yani  iyiye yorarak , inanarak , dayanarak ve her şeye  rağmen  severek… İşte bunu  yapmasaydım şimdi  kendi  yaşadığına ve yaşadıklarına  bile kin tutmuş , inanıp  dayanmayı  unutmuş,  salt  “ben” haline gelmiş, ego  türküleri  söyleyenlerden  olurdum.
                                      
  Öyle ki, kendim özgüvene  sahip, kendi ayakları  üzerinde durabilen  bir gencim. Tabi  eğer üzerimde inandığım  ve  dayandığım , dışarıya karşı beni  savunan   yeşil  ceketim  varsa , işte ego  sahipleri  bu  misali  yeşil cekete  yahut  yeşil  ceket  niteliğinde bir şeye  sahip değillerdir. Külliyen kendileri  yeşil ceket  olmuşlardır. Yalnız  kendilerine inanmış ve dayanmışlardır.  Belki  kendilerini savunacak bir kimse yahut nesne  olmadığından yeşil ceket olma zaruriyeti  içindelerdir. lakin  kendim  gibi  külliyen  yeşil  ceket  olmayanlarda,  yalnız  üzerinde  taşıyanlardaysa   bütün  marifet  cekette  değildir.  Bu  insanlar  seven  ve  sevmeyi  bilenlerdir. Ne demiş  şair “Sevdiğim insanlara  kızabilirdim  eğer sevmek  bana  mahzun  durmayı  öğretmeseydi.” Hayatta  hem  kendini  hem  karşıyı  seven  beraberinde  hem  kendine  hem  karşıya güvenir.  Külliyen kendileri  yeşil ceket  olanlar  ise yeşil ceket  olma sürecinde  unutmuşlardır  sevmeyi  ve  tabii  ki  sevilmeyi. Hoş , güzelliğe âmâ  olduğumuz ,  hurafelere  tutunduğumuz , sayesinde de  aynılaşmaya , hissizleşmeye  teslim  olduğumuz  bu  vakitte  zordur  sevmek de  sevilmek de . Bu  vakitte  zordur  sevilmek  lakin  sevilmesen bile muhakkak  kul olduğunu  unutmadan  senin  gibi kul  olanları  sevmek  daha  kolay  olandır.

  Diyeceğim, dünya gibi bir gergefe  geçirilmiş ve  işleniyorsak kimileri bu işlemede çiçek, kimileri bu işlemede yaprak  olmaya  mahkumdur. Yine de bilirim ki çiçek  olmadan  yahut  yaprak  olmadan işlemenin güzelliği kendini  belli etmez. Hangi  gergefin  içinde bulunduğun, nasıl  işlendiğin,ne için  işlendiğin gibi mevzular önemli değildir. Özündür, bu işleyişi devam  ettiren;yaprak olsan da  çiçek olsan da birlik olmaktır. Tek  kaldığında bu işleme zaten devam etmez. Kendin dışına  çıkamaz ve  göze hitap etmezsin. Yararlı  olan  egona kapılmayıp  kendini  yaprak  olarak görmen  yaprakken de çiçeklerin  bir parçası olduğundan kendine güvenip  çabalamandır.