..




Yaşamınızda öz güven ile ego arasındaki farkı oluşturan hangi özelliklerinizdir ?

Yazar Rumuzu: rüzgar1665
Eser Sıra Numarası: 170121eser04



SINIRLARI YOK ETMEK

  Özgüven, bireyin kendisine yönelik iyi, olumlu duygular geliştirmesi ve bunun sonucunda kendisiyle barışık olmasıdır. Ego ise sözlükte "Bir kimsenin kişiliğini oluşturan temel öge, ben." olarak tanımlanır. Bu bağlamda incelediğimizde, özgüven, egoyla barışık olmak anlamına geliyor gibi hissedebiliriz. Ama işin aslı bundan çok uzaktır.

  Ego, bir bakıma insanın üstün özellikleriyle kendini tatmin etmesidir. Ve ego, bencillikle doğrudan ilişkilidir. Egosu yüksek olan kişi başarılı ve iyi yönlerini öne çıkarırken özgüven sahibi kişi; neyi yapabileceğini, neyi yapamayacağını iyi bildiğinden ve bundan gocunmadığından dolayı kötü ve başarısız özelliklerini de iyilerin yanında ifade etmekten kaçınmaz. Bu durumda egosu yüksek olan kişi başarılı yönleri için övgüler beklerken özgüven sahibi kişi başarısız olduğu durumlarda övgüyü gerçekten hak eden kişilerin duymasından rahatsız olmaz. Bu da karşımıza bencillik duygusunun egoda beslenip geliştiği, özgüvende ise zayıf kaldığı sonucunu çıkarır. 

  Özgüveni yüksek olan kişi kapasitesinin sınırlarını iyi bildiğinden yaptığı ve yapacağı işlerde başkalarından yardım almaktan ve ortaya müşterek işler çıkarmaktan kaçınmaz. Egosu yüksek olan kişi ise, benliğini tatmin etmek istediğinden yapması gereken işlerde yalnız olmayı, olmasa bile, öyle görünmeyi tercih eder. Bunu yaparak topluma harikulade şeyleri yalnız başına yapabilmekte zorlanmadığı bilakis bundan keyif aldığı izlenimini verir. Yani bir bakıma ego sahibi kişi, toplum görüşleriyle tatmin olmaya endeksliyken; öz güveni ağır basan kişi, içsel dünyasında huzur bulmaya endekslidir. Jean Marie Guyau, ego için, "Sadece benliğin mahsulü bulunan işler olgunlaşmaktan ziyade çürüyen meyvelere benzerler." der. Bencillik konusunda ise "En kapsamlı ve geniş yaşayış başkaları için yaşamaktır. Ahlak bakımından bir yaşamın bencil olması kendi elinde değildir. Yaşam istese bile bencil olamaz." sözleriyle düşüncelerini açıklar. Bu durumda saf ego ürünü olan işler zamanla çürüyerek yok olur ve sağlam temelli işler kendilerine yer bulur. Ego ürünü işler yok olduğundan yaşamın bencil ürünleri de ortadan kalkmış olur. 

  Atatürk'ün "Ben bir işle nasıl meşgul olacağımı düşünmem. O işe neler mani olur diye düşünürüm. Engelleri ortadan kaldırdın mı iş kendiliğinden yürür." sözlerini de bu başlık altında yorumlayabiliriz. Yapacağımız işlerde, kendi içimizde en büyük engel olan egoyu en aza indirgeyebilirsek iş kendiliğinden yürür ve başarılı olur.

  Aynı şekilde Mevlana da "Enaniyetini yenmeyi başardığın zaman içindeki bütün karanlıklar aydınlığa dönüşecektir." der. Mevlana'nın bu sözlerinden hareketle egomuzun bizi bir kalıba sokmaya çalıştığı, toplum karşısında bize bir imaj vermeye çalışmak suretiyle kendi içimizde sınırladığı kanısına varabiliriz. Bu olumsuz etkilerden arınıp kendimize barışık hale geçersek, egomuzu özgüvenle değiştirebilirsek bizi iç dünyamızda aydınlatan ışıkları yakabiliriz.

  Tüm bunların sonucunda; bencilliğin egoyla yakın bir ilişki içinde olduğu, egosu yüksek olan kişinin toplum içinde kazanacağı profil kaygısında olduğu, özgüveni yüksek olan kişinin ise iç huzur kaygısında olduğu kanısındayım. Ego ürünü işler gelip geçiciyken, özgüven ve sağlam temeller üzerine yapılandırılmış işlerin kalıcı olması ve egomuzun bizi topluma karşı sınırlara hapsetmesi, özgüvenin ise bizi özgür kılması da sahip olduğum diğer düşüncelerdir. Fakat elbette ki bunlar yegâne ve değişmez yargılar değildir.