..




Yaşamınızda öz güven ile ego arasındaki farkı oluşturan hangi özelliklerinizdir ?

Yazar Rumuzu: şakra8822
Eser Sıra Numarası: 170217eser08


                                                                        ÖLÇÜSÜZ

  Ölçü… Hayatımızın her anında, her yerinde olduğunu şu veya bu şekilde kabul ettiğimiz ölçü. Zaman zaman kaçırmak istemediğimiz zaman zaman kaçtığımız ölçü. Her şeyi bir dengede tutan, tutturmaya çalıştığımız ölçü. Kimi zaman pastamızın kimi zaman hamurumuzun, kimi zaman “ben” liğimizin ölçüsü. “Ben” liğimizin ölçüsü? Pek çoğunuza tanıdık gelecek diğer adıyla ego. Avını görmüş bir aslanın içinde oluşan hayvani dürtülere benzer güdülerimiz ile aslında karşımızda değil içimizde olan toplumumuzun tipik “baba” modeli arasındaki ölçüyü yakalamaya çalışan ego. Toplumdaki pek çok yanlış tanımlamaya karşın bir nevi mantık ve duygu arası, daha doğrusu karışımı, bir formdur bence ego. 

  Kirletip yanlış anladığımız birçok kelimeden yalnızca biridir. En güzel örneklerinden biri bu kelimelerin “bencil”dir bence. Bencilliği kötülüğe yorarız hep. Oysa kendimizi iyi hissettirmek için kurduğumuz, yaşayıp “gittiğimiz” şu hayatlarımızda hepimiz en büyük bencilizdir. Başarmaktan intihara kadar yaptığımız her şeyin merkezine bencillik -ben- oturur. Bencil olmak kötü değil doğrudur. Zaten kendimizi inkar edilemeyecek boyutta düşündüğümüzden bencilliğimizi inkar etmek de sizin şu kelimelerden sonra bu cümleyi okumadığınızı savunmanız kadar anlamsızdır. Peki herkesin yanlış tanımlı egoyla karıştırdığı öz güven? Öz güvenli deyip gıpta ile baktığımız, takdir ettiğimiz ama onlar gibi davranmadığımız insanları bizlerden-diğerlerinden ayıran nedir? Bizde olmadığını düşündüğümüz halde içimizde yatan ve bize gölgemizden yakın olan nedir? Öz güven; kimilerinde olan, beraber doğulan bir kavram değildir. Öz güven yalnızca kendini tanımaktır. “Ben”ini bilmek, öğrenmek, keşfetmek, farkında olmak; bildikçe, öğrendikçe, keşfettikçe, farkına vardıkça kendini sevmektir. Kendini -“ben”i-  anlamaktır. Genel anlamda toplumun yanlış tanımına rağmen iyi olarak nitelendirilen sahip olunabilecek en güzel şeydir. Bana soruyorsanız öz güvenle ilgili birçok yanlış algı da vardır. En basitinden, yalnız insanlar öz güvensiz veya öz güveni az olarak nitelendirilmektedir. Ben bu görüşe yaşı hayallerinin sayısını geçecek kadar büyük olmasa da yıllarını yalnız geçirmiş bir insan olarak kesinlikle katılmıyorum. Öz güven; azalan, sonradan gelen bir şey değildir. Baskılanabilir, açığa çıkmayabilir ama daima oradadır. İnsan kendini tanıdıkça ve sevdikçe beliren bir şeydir ancak. Öz güven bir alanda iyi olmak değil o alanda nasıl olduğuyla yüzleşebilmektir. Kendisiyle dalga geçebilmek, bilmediğini kabul etmek, yeni şeylere açık olabilmek öz güvenin dışa vurumunun en güzel yollarındandır.
  
  Hepimizin geriye dönüp baktığında yapmadığına -ne kadar basit olursa olsun- pişman olduğu bir şeyleri vardır. Örnekler için uzağa gitmeyeceğim, bu yaz olan bir olayı anlatacağım. Haber stüdyolarını gezerken beraber gezdiğim kafileyle bir simülasyon odasına girdik. Rehberimiz koltuğa geçip haber sunmak isteyenin olup olmadığını sordu. Koca kalabalık sessizliğe gömüldük. Eminim bende olduğu gibi pek çok kişinin de içinde atılan “Ben! Ben denemek isterim!” çığlığını bastırdı o sessizlik. Rehberimiz soruyu yineledi, ancak herkes sessiz sedasız, konumunu koruyunca yolumuza devam ettik. Orada ihtiyacımız olan tek şey kendimizi sevmek, kendimize -en kötü ihtimalle- gülebilmek ve yeni deneyimlere açık olmaktı. Başka bir deyişle tek ihtiyacımız olan öz güvenimiz, -egomuzun dengelediği- öz güvenimizdi.
  
  Ego ve öz güven her ne kadar birbiriyle çok karıştırılsa ve birbiriyle bir bütün ve uyum içerisinde olsa da son derece farklılardır. Biri davranışlarımızı yönlendirirken diğeri davranışlarımız sonucu ortaya çıkar. Biri zekice hareket etmek diğeri zeki olduğunu bilmektir. Biri pastanın ölçüsü diğeri pastanın kendisidir. Ego kendini beğenmek diğerlerini küçük görmek değildir. Elbette bahsettiğimiz ölçülü egodur. Egonun şişmiş hali “bencil”dir. Dengedeki nehrin suları ide doğru aktıkça tehlikeli bir boyut kazanır. Dolayısıyla bahsettiğim egonun “iyi” sınırları vardır. Peki ya öz güven? Öz güvenin sınırları yoktur. Suyun şekli kadar ölçüsüz ve özgürdür. Öylece akıp gider. Gittiği yeri temizler.
  
  Uzun lafın kısası ölçü. Hayatımızın her anında, her yerinde olduğunu şu veya bu şekilde kabul ettiğimiz ölçü. Zaman zaman kaçırmak istemediğimiz, zaman zaman kaçtığımız ölçü. Pastamızın; hamurumuzun, başka bir deyişle kişiliğimizin ölçüsü. Aradığımızın ölçüsü. İşte en büyük fark bu. Birinin ölçülülüğü diğerinin ölçüsüzlüğü.