..




Yaşamınızda öz güven ile ego arasındaki farkı oluşturan hangi özelliklerinizdir ?

Yazar Rumuzu: summak1111
Eser Sıra Numarası: 170217eser06


                                                                               EGO VE ÖZ GÜVEN
     
  Şimdi sizden birkaç saniyeliğine durup ego ile özgüven kavramlarını, bu kavramların size neler ifade ettiğini ve zihninizde ne tarz çağrışımlar yarattığını düşünmenizi isteyeceğim. Çoğu insan öz güveni olumlu ve egoyu olumsuz olarak nitelendirecek ya da bu iki kavram arasında net bir ayrım yapamayacaktır. Aslında dikkatli bir şekilde ele alındığı takdirde, ego ve özgüven arasında uçurumlar olduğunu fark etmek mümkün. Benim bakış açımdan ego ile özgüveni kıyaslamak balina ile atı kıyaslamaya denk olduğundan, konuları ayrı ayrı ele alacağım.
     
  Öz güven, adı üstünde, kişinin kendi özünün farkında olarak özüne saygı duyması, öz kabiliyetlerine ve kendine inanması, potansiyelinden emin olması, kendine güvenmesi durumudur. Öz güven insana kendine objektif bir bakış açısıyla yaklaşarak kendini tanıma, zayıf ve güçlü yönlerini keşfetme, güçlü yönlerini öne çıkarma imkânlarını sunar. Bu imkânlar doğrultusunda gelişen öz güvenli insanlar genellikle duygu ve düşüncelerini açıkça ifade edebilme, gerçekçi olarak kaldırabileceği düzeyde sorumluluk alma ve sorumluluğunu yerine getirme bilincine sahip olma, kendi mevcut haliyle barışık olma ancak kendini geliştirme yönünde istek duyma gibi belli başlı özelliklere sahiptir. Bu özellikler bireyin hayatının her alanına yansımakta ve bireyi olumlu etkilemektedir. Peki ya ego hakkında neler söylenebilir? 

  Egodan ya da egoist insandan bahsedildiği vakit aklınızda kendisini dev aynasında gören, gerçeklerinin farkında olmayan ya da farkında değilmiş gibi davranan, özüne saygıdan çok akıl almaz bir hayranlık duyan, yeteneklerini ve potansiyelini abartan, narsist bir profil belirdiğini az çok tahmin edebiliyorum. Ancak şu an bu satırları, buna itiraz etmek amacıyla yazıyorum. Egonun asıl kelime anlamı “ben”dir. Yani kibirli insanları ifade etmek için halk arasında kullandığımız egoist sözcüğü genel yanlış kanının aksine kendini beğenmiş değil, bencil anlamına gelir. İnsanların büyük bir çoğunluğu bencilliği de kötü bir kişisel özellik olarak değerlendirecek ve fedakârlığı savunacaktır, işte benim itirazda bulunacağım genel yargılar bütünü tam da burada başlıyor. Biz insanlar her ne kadar bilinen tarih boyunca devamlı olarak kendimizi medeniyet adı verilen süslü evcilleştirme programına dahil etmek için inanılmaz yoğun bir çaba sarf etsek de özümüzde yalnızca dünyayı işgal etmiş gelişmiş hayvanlardan ibaretiz, hala hayvansal içgüdülerimiz tarafından kontrol ediliyor ve bu içgüdüleri bastırmaya çalışırken kendimizi hırpalıyoruz. Bir hayvan hayatta kalmak için savaşmak zorundadır, hayatının her anı o hayata tutunmak için bir mücadeledir ve bu mücadeleden sağ çıkmak için beynindeki ego, süper ego, alter ego vb. kısımlara muhtaçtır. Yani yaşayabilmiş, nefes almaya devam etmiş, hayata tutunmuş her insanın egosu vardır ve her insan egoist doğmuş ve yaşamıştır; farkı yaratan bu egoistliğin düzeyidir. Temelde her insanın hayatının merkezinde kendisi vardır çünkü bu koca evrenin varlığının farkındalığı ona yalnızca kendi kalp atışıyla ulaşmıştır ve yalnızca o kalp attıkça onun için bu var olma durumu önem taşıyacaktır, ancak bazıları yalnızca hayatının merkezindeki kendisine odaklanırken diğerleri bu merkezin devasa bir çemberin içinde bulunduğunun da bilicindedir, çemberin de farkında olarak hareket ederler.     

  Ego ile özgüven mevcut bireyin kişiliğinde uygun ölçülerde yer aldığı sürece bireyin yaşamını taçlandıracaklardır, tıpkı dünyanın ekolojik dengesinin korunması için balina ve at popülasyonunun yeterli sayıda olması gerektiği gibi. İşi tavsiye boyutuna getireceksek elbette ki hayat sizin hayatınız ve en değerliniz kendiniz olmalısınız ancak bu sırada çevrenizi de tamamen göz ardı etmemelisiniz, elbette ki kendinize güvenmeli ve yapabileceklerinize inanmalısınız ama artı yönlerinizin yanında eksilerinizi de biliyor olmalısınız. Dünyada balinalar ve atlar tür olarak varlığını sürdürmelidir ama bir türün gereğinden fazla çoğalması ekolojik dengeyi alt üst edecektir. En iyisi bizler dengeyi kurmaya bakalım…