..




Yaşamınızda öz güven ile ego arasındaki farkı oluşturan hangi özelliklerinizdir ?

Yazar Rumuzu: vavelya9801
Eser Sıra Numarası: 170217eser02


                                                                  BEN VE BEN

  Benim kalemimden akan kelimelerimin dostu karanlığın o derin siyahlığında duruyor, bana sinsice gülümserken kalemimi kendine saplıyor. Bıçağım kan akıtıyor, kelimelerim oluşuyor.
     
  Kelimelerim kağıda kendilerinden o kadar emin bir şekilde diziliyorlar ki kalemim ürküyor. Ürkmesinin sebebi kendilerinden emin olması değil, onların bu kadar güçlü olduklarını düşünmemesi, olmadıkları gibi davranmaları, savaşmadan zaferi ilan etmeleri, bir adım daha atarken sadece kendisine değil bana da, sadece on altında yaşında kağıdın başına geçmiş bir kız, zarar vermeleri. Kalemim bir adım geri çekilmek istediğinde buna içtenlikle izin vermiyor, en başından beri var olan inancımı görmesi için saf benliğimi ona açtığım an keskin bir koku alıyorum.
Kaynağı harfler bütünlüğü olan bu koku burnuma ulaştığı an bildiğini anlıyorum. Onlar, etrafa yaydığı hisleri biliyordu, ürküttüğünü, zarar verdiğini, ne yaptığını anlamaya çalıştığımızı biliyordu ve durup dikkat kesildiğimde keskin bir utanmazlık kokusu tüm bedenime yayılıyor. Üstüne üstlük bu kokunun sadece utanmazlık olmadığını gülüşünün ardındaki sinsilikten, inatçılıktan ve bunlardan gurur duyuşundan anlıyorum.
     
  Ve sonra kalemim şiddetli bir şekilde titremeye başladığında elimde zar zor tutuyorum, devam kelimelerin kendini oluşturmak uğruna güçlerini çaldığı geride kalan kelimeler ise silikleşiyor. Oluşan yeni kelimelerin meydan okuduğu ben ise yapabilirim, diyorum kendime, bu savaştan kazanan ben olarak ayrılabilirim.
Tam o an beklemediğim bir şey oluyor. İnancımla zarar gördüğünü düşünen kalemim düşmanımın tarafına geçmeye başlıyor. Engellemeye çalışıyorum, daha kötü olacağı bir adım atarken ona bunları yapanın zaten kelimeler olduğunu, eğer daha çok ileri giderse ezileceğini ardından haykırıyorum fakat sesim ona ulaşamıyor.
     
  Kalemimin artık yanımda olmayışıyla, kelimelerin sivriliği elime ulaşıyor, uğursuz rengin özgürlüğe açlığı ile parmaklarımda kan damlaları gözüküyor. Beklenmedik bu acı önce ani bir şaşkınlığa sonra dudaklarımdan bir iniltinin dökülüşüne sebep oluyor. Pes etmiyor, bir kelime daha yazıyorum. Bir kesik daha açılıyor. Bir kelime, bir kesik, katlanan acı, kelimelerin gülüşü, kalemimin suskunluğu, titremeler, boğulmalar, katlanan acı, kan, acı, kan... Duraksıyor gibi oluyorum.
Kazanacağının imzasını attığımı düşünen kelimelerim zevk uğruna daha çok ileri gidiyor, kesikler artıyor, kan lekesinin damlamadığı yer kalmıyor. Kendini o kadar büyük görüyor ki varlığı dışındakileri reddetiyor ve bu sebeple yerinde saydığının farkında değil. Ona göstermeye çalışsam sağır, anlatmaya çalışsam kör olacak. Kör ve sağırlığı arasında da göreceği tek şey kan, duyacağı iniltilerim olacak.
     
  Kelimeler zaferinden emin, korkunç kahkahası dünya üzerindeki her noktaya ulaşıyor. Bir zamanlar bağlı olmak zorunda olduğu kalemi, kalemi kullanan beni bir kenara fırlatıyor ama ben durmuyorum. Aralıksız düşünüyor, kurguluyor, üretiyor, var ediyorum. Beynimde oluşan ahenkin sarhoşluğuna ihanet etmiyor ve kendimi ona teslim ediyorum.
    
   Bu döngü haftalarca, aylarca hatta yıllarca sürüyor. İyileşmeye başlıyorum, gücümü toparladığımı, yeniden doğuşumu fark ettiğimde geride kalan tek şey ellerimde kesiklerden ufak izler. Bunun daha başlangıç olduğunu atıldığım yerde bulduğum kalemimi tekrar elime aldığımda, tekrar harfleri birleştirdiğimde, tekrar inandığımda, tekrar kurtarmaya çalıştığımda, tekrar düşecek gibi olduğumda anlıyorum ama sonu hep aynıydı.
Çünkü kelimeler sinsiliği, tatmin olma duygusu, utanmazlığı, rahatsızlık vermesiyle doğan mutluluğu, kendi için başkalarını ezip çalması ile egoydu.
Ben içtenliğim, inancım, düşsem bile yılmamam, güvenim, varlığı için savaştıklarım ile özgüven.
     
  Bizi ayıran bunlardı, aramızdaki farklar açıktı. Kelimeler kendini yüceltiyor, ben çevremden taktir alıyorum; kelimeler cehaletle, ben bilgiyle yükseliyorum; kelimeler ikiyüzlü, ben sadece ben. İkimizin de aynı ruhtan çıkmasına, onun benden bir parça olmasına, onun ben olmasına karşın aramızdaki bu farkların sebebi ise açıkça netti.
Kelimeler var olacağı sürece kaybetmeye mahkumdu.
Ben ise kazanmaya.