..




Yaşamınızda öz güven ile ego arasındaki farkı oluşturan hangi özelliklerinizdir ?

Yazar Rumuzu: yolgezer5858
Eser Sıra Numarası: 170209eser04


                                                               YOL KESEN KUŞLAR

   Yol kesen manevi dört kuş, bütün insanların gönlünü yurt edinmiştir. Bu kuşlar; kaz, tavus, kuzgun ve horozdur. Bu kuşların insanın içinde olan dört benzeri insandaki dört huydur.
Kaz; insandaki hırstır.
Tavus; insandaki makam hırsıdır.
Horoz; insandaki şehvettir.
Kuzgun ise; insandaki dilektir.
Kuzgunun dileği; ebedi olmak yahut da uzun bir ömre kavuşmaktır, insan bunu umar durur. Hırs kazı ne bulursa yer dağarcığını doldurur.

***

Zamanın kopup giden yaprakları çok şey saklar içinde. Nasıl saklamasın ki? Geçmişte yaşanan bütün olayları içinde barındırır. Tabii ki bu olayların hepsini bilmemize imkânsız, ama biri var ki bunu bilmeyen yoktur. “2. Dünya Savaşı” ve bu savaşın başrol oyuncusu “Adolf Hitler”.
Hitler için genel olarak özgüvenin vücut bulmuş hali dememiz sanırım yanlış olmayacaktır. Başta anlattığımız hikâye ile bağlarsak Hitler’in yöneticisi aslında “Kaz”dır. Sürekli daha fazlasını istemesi onu müthiş siyasi başarılarının altına imza atmasını sağlamıştır. Lakin her şeyin fazlası gibi “Hırs”ın da fazlası bir süre sonra onu ve dünyayı büyük felaketlere sürükleyecektir. Öyle ki “Kaz”ın düşünceleri onun düşüncelerinin üstüne çıkacak ve dünya bir “Kan Banyosu” yapacaktır.

Aslında onun hayatında her şey “Kuzgun” misali “Dilekler” ile başlayacaktır. Sürekli daha fazlasını dilemek. Bir süre sonra kuzgun artık içindeki doymak bilmeyen istekleri yerine getirememeye başlar. Öyle ki artık diğer insanlara hükmetme isteği baş gösterir. Artık “Tavus” kontrolü ele almıştır. Sürekli yükselen Hitler bu aşamada siyasete atılır. Nasyonal Sosyalist Parti ile birçok seçimin ardından başa geçer ama yine yetmez. Öyle ki “Yetki” kanununu ortaya çıkarır. O artık hem şansölye hem cumhurbaşkanıdır (Führer und Reichskanzler). Artık Tavus da yetersiz gelmeye başlar ve Hitler’in kontrolünü “Kaz” ele geçirir. Hatta “Kaz” öyle “Hırs”lıdır ki sadece Hitler’i değil diğer kuşları da kullanır. Kuzgun’un dileklerini kendi düşünceleri doğrultusunda “Ölümden Kurtulmak” için kullanır ve Tavus ile beraber dünyayı yerinden oynatır.

Artık Almanya ona dar gelmeye başlayan Hitler hızla Rusya ile bir saldırmazlık paktı imzalar ve Polonya’ya girer. Artık savaş başlamıştır. Kısa süre içinde Avrupa’nın kontrolünü ele alan Hitler artık koskoca bir devletin sahibi olmuştur ama… Tabii ki de artık Hitler Hitler değildir. Gözü dönen “Kaz” bu sefer gözünü Rusya’ya ve Kafkaslarda ki petrol yataklarına diker. İşte bu noktada işler çığırından çıkar Tavus artık tüm kontrolü kaybetmiş bir şekilde  “Kaz”ın emri ile harekete geçer.
1942 yılında Stalingrad’a giren Alman Ordusu baltayı taşa vurmuştur. Gerek aşırı soğuk hava, gerek görece yorgun ordu Stalingrad’ı geçemez. Alman tankları donar, askerler donar ve Almanya ilk büyük mağlubiyetini alır. Tabii ki bu noktadan sonra yeni düşmanına merhaba der Rusya. Mağlubiyetler ardı ardına gelmiş ve Rusya 23 Nisan 1945 yılında Berlin’e girmiştir. Almanya mağlup, Berlin paramparça olmuştur. Hitler ise “Kaz”ın son “Dileği” ile (ki Kuzgun da artık tüm kontrolünü yitirmiştir) intihar ederek yaşamına son verir.

İşte bu uzun örnekten insanoğlunun çıkaracağı birçok ders vardır. Bunlardan birisi ise “Özgüven-Ego” dengesidir. Bizim Kuzgun ile başlayan dileklerimiz aslında Özgüven’in temellerini atar lakin bu olgu görüp görebileceğimiz en dengesiz şeydir aslında. Eğer onu bir bıçağa benzetecek olursak pekte yanlış yapmayız. Bıçak kesici bir alet ama neyi kestiği onun tutan ele bağlı. Eğer onu tutan el “Kaz” ise(Hadi gelin biz ona “İd” diyelim) o bıçak bir başkasına elbet bir gün saplanır. “Tavus” ise(hadi ona da Süper Ego diyelim) kestiği bir et olur, bir meyve olur ve bunu paylaşır. Lakin ikisi de çok uç noktalardadır. İşte bunları birleştiren yegâne kuşumuz ise “Kuzgun”dur. Kuzgun’a günümüz şartları içinde “Ego” olarak da tanımlarsak tamda sorumuza parmak basmış oluruz.

Ne demiştik, Özgüven ve Ego. İşte aslında bu kadar basit 2 olgu. Özgüven bir şeyi yapmak için hazır bulunuşluluğumuzdur. Ego ise o yapmak istediğimiz şeyi ne için yapacağımıza kararı verendir. Eğer biz egomuzu “Tavus”a yönlendirirsek insanlığın gelişimi için adımlar atarız. Yok, eğer “Kaz”ın esiri olursak bu sefer bütün insanlığın gelişimini baltalamış oluruz. Atomun parçalanması gibi. Tavus ile arkadaş olan bilim adamı Nükleer Santral ile temiz enerjiyi üretti. “Kaz”ın esiri ise Atom Bombası yaptı Hiroşima ve Nagazaki’yi bombaladı.

Örnekler açık. Sahipsiz özgüven elinde sonunda “Kaz”ın ayağına gider. Eğer Ego ona kol kanat gererse Tavus ile mutluca yaşar ve yaşatır.


Peki sizin “Özgüven” nerede?